Eğitim

Yaz dönemi altyapı milli takımlarının maçları ve kulüplerin transfer çalışmalarıyla yoğun geçti. Önceliğimiz kız, erkek milli takımlarımız. Gözlemlediğim kadarıyla eksiklerimiz artarak bütün jenerasyonlarda devam ediyor. Pas alışverişimiz ve durağan oyunumuz en büyük problemimiz. Manalı pas yapmıyoruz, kısacası pas özürlüyüz ve çok statik oynuyoruz. Şimdi burada yetkililerin şöyle söylediğini duyar gibiyim; "Bu kadar kısa süreli bir kamp çalışmasının ardından nasıl oyuncuların kötü alışkanlıklarını değiştirebiliriz".

Önce bir konuda hemfikir olmak gerekir. Eksiğimiz nedir Adına beyin fırtınası mı dersiniz ne derseniz deyin ama bir şeyler yapmak şart. Eskiden en iyi pas "verilmeyen pas" diye bir postula vardı (Rahmetli Cavit ve Fehmi Ağabey'in kulaklarını çınlatıyorum). Artık modern basketbolda bu değişti. Olayları biraz basitleştireyim. Eskiden hani "boşa kaç" deyimi var ya işte tam bundan bahsediyorum. Topsuz oyun bu işin anahtarı oldu. Bakınız Vezenkov... Şimdi antrenör eğitimine gelelim. Bugün her şeyde güncelleme diye bir olgu var. Telefon, bilgisayar... Ama bizim eğitim kurullarımız hâlâ bu sayfaya gelmemişler. Teşhisi koyamazsanız hastalığı tedavi edemezseniz. Başka bir değişle antibiyotik yerine aspirin bir işe yaramaz. Geri kalıyoruz! Doğru ve nokta atışlı eğitim şart. Genç antrenörlerin en büyük sıkıntısının federasyonla iletişimin kesik veya çok geri itici olduğu (!) ve kurs katılım ücretinin yüksek olduğu doğrultusunda. Basketbola gönül vermiş ve onunla yatıp kalkan çok genç var. Onları kaybetmeyelim.