Geçen hafta Kadın Milli Basketbol Takımımız Dünya Kupası'na katılma hakkı elde etti. Hep beraber sevindik. Ama aslında buruk bir sevinçti. Zira oynanan 5 maçta 2 galibiyet, 3 mağlubiyet almıştık. Grubun zayıflığı ve kendi sahamızda oynamanın getirdiği avantajı iyi kullandık diye gözlemliyorum. Şimdi Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi'ne hep beraber göz atalım. Bu sezonun başında federasyonumuz aldığı bir kararla takım sayısını, kaliteyi artırmak amacıyla 12'ye düşürmüştü. Ağanın eli tutulmaz, bir bildikleri var dedik. Ama evdeki pazar çarşıya uymadı. 2 takım ligden çekildi. Kaldı size 10! Küme düşme ortadan kalktı. Böyle olunca şampiyonluk iddiası olmayan takımlar ekonomi yapmak amacıyla yabancı oyuncularını ülkelerine yolladı. Ligin kalitesi çok düştü. Yalnız bir rekora imza attık. 10. olan takım sıfır (0) galibiyetle kümede kalmayı başardı. Herhalde dünyada ilk kez oluyor. Milli ve yerel ligleri güçlü olan ligler basketbolun gelişmesindeki en önemli organlardır.
Diğer bir konu da Eurocup'ta 3 takımımızın birden yarı finale kalması oldu. Basit bir hesapla yüzde 75 ihtimalle önümüzdeki yıl 3 takımla Euroleague'e katılacağız. Korkarım bizim muhteremler hiçbir katkıları olmadığı halde basketbolun nasıl çağ atladığını anlatırlar. Bence haklı olabilirler! En azından gölge etmemişlerdir!
Son günlerde federasyonumuz, sürekli yapılan sponsorluk anlaşmalarıyla medyanın gündeminde. Daha öncede belirtmiştim; bu anlaşmalar yalnız milli takım veya federasyon için mi Yoksa basketbolun gelişmesi için mi kullanılacak Eğer ticari sır değilse, nerelere kullanılacağı açıklanırsa çok memnun olurum.

15