Notice: session_start(): ps_files_cleanup_dir: opendir(/var/lib/lsphp/session/lsphp74) failed: Permission denied (13) in /home/koseyazarioku.com/public_html/maincore.php on line 8
Ergin Yıldızoğlu - Ufukta savaş tehlikesi mi var - 16.07.2026 : koseyazarioku.com

Ufukta savaş tehlikesi mi var

"Süreç olarak faşizm" içinde bir aşamada rejim iki yaşamsal sorunla karşılaşır: Meşruiyet aşınması durdurulamaz bir noktaya ulaşır ve muhalefeti tasfiye etmek için atılması gerekecek adımların riskleri alınamaz bir düzeye çıkar. Bu noktada süreç olarak faşizm içinde rejim, gerçek ya da sanal bir "dış düşman", "savaş tehlikesi" üretme seçeneğine yönelir. Bugün önümüzde bu bağlamda birbirine "bakmaya" başlayan iki aday var.

BAŞI DERTTE İKİ REJİM

İsrail'de Netanyahu, hakkında açılmış yolsuzluk davalarından kurtulmak için yerleşimci faşist Siyonist akımlara teslim oldu, koalisyon kurmayı kabul etti; yargı bağımsızlığını aşındıracak adımlar atmaya kalkınca da büyük bir toplumsal direnişle karşılaştı. Sonrasını biliyorsunuz. Gazze'de soykırım, Batı Yakası'nı, Suriye topraklarını ilhak etme süreci, derken İran'a saldırı, Lübnan topraklarına yönelik ilhak girişimi... Netanyahu savaş dönemi başbakanı olarak "büyük koruyucu" sıfatını yakalamaya çalıştı. Ancak toplumsal muhalefet, savaşa, toplumda artan şovenizme karşın, bütünüyle teslim alınmadı. İran savaşı topluma büyük başarı olarak satılacak bir düzeye gelemedi - hâlâ füzeler, İHA'lar Tel Aviv'i vurmaya devam ediyor. Bu yıl 27 Ekim'de genel seçimler var. Netanyahu şimdi dikkatini Türkiye üzerine çevirdi. Bir "Türkiye yeni İran, yaşamsal tehlike" söylemi geliştirmeye başladı.

AKP Türkiye'sinde rejim, İBB davasıyla, CHP'li belediyeleri hedef alan tutuklamalarla, transferlerle, itirafçılarla, CHP'yi "butlan" yoluyla etkisizleştirerek, NATO toplantısı günlerinde fiili bir OHAL ve bu kez doğrudan solu hedef alan tutuklamalarla muhalefet üzerinde bakıyı giderek artırıyor. Ancak rejim, geçim sıkıntısı krizi, İBB davasında sergilenen adaletsizliğin yarattığı huzursuzluk, tarihi yeniden yazma çabalarının yarattığı tepkiler altında kaybettiği toplumsal desteği (rızayı) artık restore edemeyeceğini görüyor. Dahası, Özgür Özel liderliğinde muhalefet kitleselleşti. Türkiye'deki rejim de varlığını bir genel seçimlerden geçerek devam ettirmek istiyor. Ancak kitleselleşmiş bir muhalefet karşısında başkanlık seçimlerini kazanamayacağını biliyor. Kitleselleşmiş muhalefeti bastırmak, seçimleri kazanmak için alması gereken riskler hızla yükseliyor. Uluslararası meşruiyet devşirme çabaları da iki ucu keskin bıçak: Yeni kaynak edinme olasılıklarını artırıyor, ülke içinde emperyalizme teslimiyet eleştirilerini güçlendiriyor. Bu durumda bir dış düşman, savaş tehdidi çok yararlı olabilir.

OLASILIK SIFIRDAN BÜYÜK

İsrail, ABD'nin Türkiye'ye F-35 savaş uçağı satma ihtimaline karşı sert bir kampanya yürütüyor. Netanyahu, Türkiye'nin "saldırgan emelleri" olduğunu ve F-35'lerin bölgedeki güç dengesini bozacağını iddia ediyor. İsrail ayrıca, ABD'nin Türkiye'ye, yerli savaş uçağı için jet motoru satmasını engellemeye yönelik girişimleri de destekliyor.