Sokağın enerjisini unutma

Kapitalist demokrasilerinde, sokağın enerjisi parlamentoda temsil edilir. Ya "süreç olarak faşizm" içinde ilerleyen rejimlerin altına Son yıllarda, Tayland, Kenya, İran, Bangladeş, Sırbistan, Arnavutluk ve geçen hafta Hindistan'da yaşanan sokak protestoları, düşünmeye yardımcı olabilir.

Hindistan'da birkaç hafta içinde sosyal medyada filizlenen, ardından meydanlara taşınan gençlik ("Gen Z") enerjisi ile şekillenen halk hareketi, Başbakan Narendra Modi gibi on iki yıldır yenilmez görünen bir lideri geri adım atmaya zorladı. Hareket, eğitim bakanının istifasını sağladı; daha önemlisi, korku duvarını yıktı. Protestoların çıkış noktası sınav yolsuzluklarıydı ama kısa sürede genç işsizliğine, gelecek umutsuzluğuna ve hesap vermeyen iktidara karşı bir demokratik itiraza dönüştü. Hareketin başarısı, gençlerin yalnızca sosyal medyada değil, sokaklarda kurdukları sürekli örgütlenmeye, taban çalışmasına dayanıyordu. Gençler rejimin yenilmezlik mitini de sarstılar. Hareketin gerçek başarısı, milyonlarca insanın "Bir şey değişebilir" duygusunu yeniden kazanmasıydı.

Taban çalışması deyince, New York'ta Zohran Mamdani'nin yükselişi de benzer bir ders veriyor. Mamdani'nin başarısı televizyon ilanlarıyla değil, kapı kapı dolaşan gönüllülerle, mahalle toplantılarıyla, gençlerin kurduğu "taban" örgütlenmesiyle inşa edildi. Yukarıdan aşağıya değil, aşağıdan yukarıya işleyen bir muhalefet modeli ortaya çıktı. Siyasetin profesyonellerinden çok, sıradan insanların enerjisi belirleyici oldu.

TÜRKİYE'DE MUHALEFET

Türkiye'ye dönersek, Özgür Özel, yalnızca CHP genel başkanı olarak değil, fiilen muhalefetin lideri konumuna, büyük ölçüde meydanlarda "Gen Z" ile halkla kurduğu ilişki sayesinde yükseldi. Saraçhane'de, mitinglerde, dayanışma eylemlerinde, kent ziyaretlerinde oluşan toplumsal enerji, muhalefete, Gezi olayından sonra, Kılıçdaroğlu döneminde kaybettiği moral üstünlüğü yeniden kazandırdı.

Özgür Özel'in liderliğinde şekillenen yeni siyasal hat, artık yalnızca sokaklarda, meydanlarda konuşan bir muhalefet değil; Meclis'te güçlü temsil kapasitesine sahip bir siyasal merkezdir. Tam da bu nedenle yapılabilecek en büyük hata, çoktan etkisizleşmiş bir mecliste, parlamenter siyasetin çekimine kapılarak, sokağın enerjisini ihmal etmek olacaktır.

"Süreç olarak faşizm"de parlamento içi muhalefet yeterli, hattan çoğu kez etkili değildir. Yasama faaliyetleri, komisyon çalışmaları, kürsü konuşmaları biçimseldir ancak toplumsal basınçtan beslenerek bir içerik kazanabilirler. "Süreç olarak faşizm"de demokratik muhalefet ancak meclisteki temsil ile "aşağıdaki" siyasi kültürel muhalefeti, bunu işçilerin esnafın emeklilerin ekonomik mücadelesiyle birleştirerek dönüştürücü bir güç kazanabilir.