Savaş-karbon-sermaye

Ortadoğu'da ABD-İsrail-İran hattında tırmanan savaş, çoğu zaman yalnızca jeopolitik bir kriz olarak ele alınıyor. Oysa bu savaş, daha derin, yapısal bir krizin semptomudur: Kapitalist uygarlık, gezegenin ekosistemini -içindeki tüm canlılarla birlikte- giderek hızlanan bir oranda sürdürülemez kılıyor. Önceki yazımda, küresel ısınma hızlanırken taşıt aracı üreticilerinin elektrikli teknolojiden çekilmeye başladığını, devletlerin bu teknolojiye verdiği destekleri kaldırdığını, "sıfır karbon" hedeflerini sulandırdığını aktarmıştım. Savaşı da bu tabloya eklediğimizde krizin görüntüsü daha da netleşiyor.

KARBON AYAK İZİ

Savaşlar, küresel ısınmaya iki kanaldan katkı yapıyor: birincisi silahların ve taşıt araçlarının doğrudan kimyasal emisyonları, ikincisi yıkım, ardından yeniden inşa sürecinin dolaylı emisyonları.

Orduların taşıt araçları, patlayıcılar, füzeler, insansız hava araçları, savaş uçaklarının tümünün hesaplanabilir bir karbon ayak izi var. Bu silahlar "negatif üretim araçları" -artı değer üreten değil, birikmiş olanları yok eden araçlar olarak işlev görürken hem atmosfere CO₂, zehirli gazlar, kimyasal parçacık salarlar hem de yıktıkları binalarda, yollarda inşa sırasında depolanmış karbonu yeniden atmosfere karıştırırlar. Üstüne bir de yıkımın temizlenmesi, yeniden yapım süreçlerinin gelecekteki karbon ayak izi eklenir.

Örneğin, bu bağlamda, karbon ayak izi hesaplamaları yapılmış üç savaşa bakabiliriz.

Ukrayna (ilk iki yıl): Askeri yakıt kullanımı 25-30 milyon ton (Mt), altyapı yıkımı 50-60 Mt, gelecek yeniden inşa (projeksiyon) 60-80 Mt, yangınlar, endüstriyel hasar 10- 20 Mt. Toplam yaklaşık 100-200 Mt CO₂. Bir kıyaslama yapılacak olursa: Hollanda'nın bir yıllık emisyonuna ya da 30 milyon otomobilin bir yıl kesintisiz çalışmasına eşdeğer.

Gazze: Aynı bileşenler üzerinden, yeniden inşa maliyeti dahil edilmeksizin 30-40 Mt CO₂.

İran savaşı (ilk üç hafta, yeniden inşa hariç): 7-10 Mt CO₂ - yalnızca bu süre içinde İzlanda'nın bir yıllık emisyonunu aşıyor.

NEKROPOLİTİK VE GEZEGENİN ÖLÜMÜ

Sermaye birikim sürecinin merceğinden bakıldığında, modern savaşlar yalnızca yıkım aracı değil, aynı zamanda bir yeniden birikim olanakları yaratma aracıdır. Kentler, yollar, fabrikalar -sabit sermaye yıkıldığında, on yıllar içinde depolanmış karbon bir anda atmosfere salınmakla kalmaz; yıkımın açtığı alanda yeni sermaye birikim olanakları da doğar. Bu olanaklar, inşaat, enerji, belediye hizmetleri altyapısının yeniden kurulmasıyla yeni bir karbon döngüsünü başlatır. Sermaye yalnızca savaşları finanse ederek birikmez; savaşlar da yıkarak, öldürerek yeni birikim zeminleri yaratır.

Achille Mbembe'nin "nekropolitik" kavramı da bu savaşların gözden kaçan bir boyutuna ışık tutuyor. Mbembe, Foucault