Pentagon'da 'gleichschaltung'

ABD Savunma Bakanı'nın savaş ortasında komuta kademesinde yaptığı tasfiyeler, faşizmin kurumsal dönüşüm süreci mi yoksa meşru sivil kontrol mi?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazara göre Trump yönetimi, Almanya'da Hitler döneminde görülen "gleichschaltung" (kurumların hizaya getirilmesi) politikasını takip ederek devlet aygıtını siyasi sadakat esasına göre yeniden şekillendiriyor. Bu tespiti, Savunma Bakanı Hegseth'in savaş döneminde ordunun üst komutanlarını görevden almasından ve "Proje 2025"in anayasal bağımsızlıkları ortadan kaldırma önerileriyle destekliyor. Ancak ABD'nin kurumsal dengeler ve federal yapısı Almanya 1933'ten radikal farklı olduğunda, uzun vadeli kurumsallaşmış demokrasinin bu sürece karşı direnci gerçekten kırılabilir mi?

ABD'de Savunma Bakanı Pete Hegseth, savaşın tam ortasında, Pentagon'da büyük çaplı bir tasfiye gerçekleştiriyor. Birçok terfi de ırk, din, cinsiyet temelinde dondurulmuş. Bunlar sıradan gelişmeler değil.

SÜRE OLARAK FAŞİZM

Modern demokrasilerde sivil otoritenin ordu üzerinde anayasal çerçevede denetim kurması elbette meşrudur. Ancak askeri komuta kademesindeki ani, keyfi tasfiyeler özellikle savaş veya jeopolitik gerilim dönemlerinde farklı bir anlam kazanabilir. ünkü bu tür hamleler yalnızca komuta zincirini değil, ordunun kurumsal özerkliği ile siyasal iktidar arasındaki dengeyi de etkiler.

"Süreç olarak faşizm" kavramı bu tür gelişmeleri anlamaya yardımcı olabilir: Bu süreçte faşist hareket oluşur, örgütlenir, seçimlerle ya da bir darbeyle devlete erişir, burada edindiği kapasite ile devleti, toplumu hatta egemen duyarlılıkları adım adım değiştirerek ilerler.

Faşist hareket ve kadroları devlete eriştiklerinde, ilk hedeflerinden biri bürokrasiyle güvenlik aygıtıdır. ünkü devletin şiddet uygulama kapasitesi, siyasal bir projenin, dolayısıyla da faşizmin en kritik dayanaklarından biridir. Bu noktada "gleichschaltung" (kurumların hizaya getirilmesi) kavramını anımsayabiliriz. Adolf Hitler iktidara geldikten sonra 1933-34 yıllarında devleti, toplumu Nazi ideolojisine göre dönüştürmek için "gleichschaltung" politikası uyguladı. Bürokrasi "temizlendi"; üniversiteler, eğitim, kültür kurumları yeniden düzenlendi. Devlet aygıtı anayasal düzenin değil rejimin ideolojik hedeflerinin taşıyıcısı haline geldi.

'DERİN DEVLET' FİLAN

Bugünün Amerika'sı elbette 1930'ların Almanya'sı değil. Kurumsal dengeler, federal yapı, faşist hareketin özellikleri, toplumsal güç ilişkileri farklı. Ancak bazı güncel tartışmalar, Trump rejiminin bazı pratik uygulamaları devlet aygıtının siyasi sadakat temelinde yeniden düzenlenmesi bir "gleichschaltung" politikası izlendiğini gösteriyor.

Bu bağlamda sıkça tartışılan konulardan biri de Trump yönetimine en temel kadroları getiren, yasal değişiklik önerilerini (ilk haftada imzaladığı 200'den fazla kararnameyi) hazırlayan "Project 2025"tir. The Heritage Foundation çevresinde hazırlanan bu 900 sayfalık kapsamlı plan, federal bürokrasinin önemli bölümünün görevden alınabilmesini, devlet kurumlarının anayasal bağımsızlığının tasfiye edilerek seçilmiş yürütmenin siyasi programına bağlanmasını öneriyordu.

"Derin devletin temizlenmesi" gerekçesine dayandırılan bu öneriler aslında, anayasada tanımlı görevler, sınırlar içinde hareket eden, hükümetlerden "bağımsız" bürokrasinin profesyonel özerkliğini zayıflatmayı, devlet aygıtını, siyasi sadakat esasına göre yeniden şekillendirmeyi, böylece kapitalist demokrasinin devlet ve hükümet ayrımını