NATO Ankara Zirvesi, ittifakın stratejik yöneliminde yapısal bir değişimi yansıtıyor. İran savaşı sonrası NATO'nun güney kanadının önemi artarken Türkiye'nin Karadeniz'e erişimi, Ortadoğu'ya komşuluğu, güçlü ordusu, gelişen savunma sanayisi, onu ittifakın vazgeçilmez aktörlerinden biri haline getirdi.
AVRUPA'NIN STRATEJİK DÖNÜŞÜMÜAvrupa'nın ABD'nin nükleer caydırıcılığına, istihbaratına bağımlılığı sürüyor. Ancak Ukrayna savaşı, İran krizi ve Washington'ın giderek in'e odaklanması, Amerikan teknoloji devlerinin getirdiği güvenlik riskleri, Avrupa'yı kendi savunmasını üstlenmeye zorluyor. Amaç NATO'dan ayrılmak değil; hava savunması, istihbarat, uydu sistemleri, yapay zekâ, mühimmat üretimi alanlarında, komuta yapılarında bağımsız kapasiteler oluşturmak. Bu nedenle Avrupa, savunma sanayisini güçlendirmeye, ortak üretim kapasitesini artırmaya yöneliyor; hedef transatlantik ittifakını korurken daha dengeli bir sorumluluk paylaşımı. Ancak bu eğilim AB'nin bağımsız bir güç olarak yükselme olasılığını da gündeme taşıyor.
Ankara zirvesi, Avrupa'nın ABD'ye bağımlı güvenlik mimarisinden stratejik özerkliğe geçiş sürecini hızlandırmak için bir fırsat olarak görülüyor. Bu süreçte Türkiye, bir savunma üreticisi, lojistik merkez ve Karadeniz-Ortadoğu bağlantısını sağlayan stratejik ortak olarak değerlendiriliyor.
KÜRESEL JEOPOLİTİKAnkara zirvesi, tek kutuplu dünya düzeninden çok merkezli rekabetçi bir uluslararası sisteme geçişin parçası. ABD dış politikasında, askeri güce öncelik veren imparatorluk projesi yaklaşımıyla müttefikler arasında görev paylaşımı yapan bir koalisyon lideri olma yaklaşımı yarışıyor. Zirve bu gerginlik içinde gerçekleşecek.
Yeni jeopolitik dönemin temel rekabet alanı salt askeri güç değil; yapay zekâ, yarı iletkenler, uzay teknolojileri, enerji ve savunma sanayisindeki teknolojik üstünlük de yaşamsal önem kazandı. Büyük güç rekabeti ekonomik, teknolojik ve askeri alanları iç içe geçiriyor. Zirve, ABD'nin in ile uzun süreli küresel rekabetine hazırlanırken stratejik kaynaklarını yeniden düzenleme planının bir platformu olacak. Bu bağlamda Tükidides tuzağı analojisi (gerileyen Sparta/ABD ile yükselen Atina/in arasında "büyük savaş" olasılığı) sıkça gündeme geliyor. Ancak Türkiye, Hindistan ve Brezilya gibi ülkelerin tek bir blokta yer almak yerine farklı merkezlerle farklı alanlarda işbirliği yapan "dengeleyici orta güçler" olma çabaları, bu iki kutuplu analojinin ötesinde, daha karmaşık dinamiklere işaret ediyor.
VE TÜRKİYETürkiye için Ankara zirvesi, salt diplomatik bir olay değil. Zirve ülkenin değişen küresel güç dengeleri içinde stratejik konumunu yeniden tanımlayabilir. Ukrayna ve İran savaşlarının ardından Karadeniz, Doğu Akdeniz ve Ortadoğu'nun kesişim noktasında bulunan Türkiye, yine, NATO'nun vazgeçilmez üyelerinden biri. Gelişen savunma sanayisi, İHA ve füze teknolojileri ile artan üretim kapasitesi, Türkiye'yi yalnızca güvenlik sağlayan değil, güvenlik üreten bir aktör konumuna taşıyor. Türkiye, yükselen çok kutuplu uluslararası düzende yalnızca bölgesel bir güç değil, küresel stratejik denklemin etkili ve vazgeçilmez aktörlerinden biri olma potansiyeline sahip.

31