Çin şoku 3.0

Çin, İran-ABD savaşını izleyerek kazanırken, Batı'nın 'yumuşak gücü' erozyona uğruyor—peki bu yeni düzen gerçekten Pekin'in kontrolünde mi?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, Çin'in İran-ABD savaşında aktif müdahale yerine stratejik sabırla gözlemci konumunu tercih etmesini 'Şok 3.0' olarak adlandırıyor ve bunun tek kutuplu dünyanın sonu demek olduğunu savunuyor. Bu argümanı ABD'nin kötü hesapları, Çin'in enerji ve teknoloji avantajları ve petrodolar sisteminin çözülmesiyle destekliyor. Ancak yazarın kendi atıfladığı Foreign Affairs analizi de uyarıyor: Çin kontrol edilemez bir ABD çöküşü istemiyorsa, bu 'kazanç' ne kadar sürdürülebilir olabilir?

"in şoku 2.0 ya da kriz dinamikleri" başlıklı yazımda, in kapitalizminin ileri teknoloji alanındaki üretim kapasitesinin Batı merkezli dünya ekonomisinin dengelerini sarsmaya başladığını vurgulamıştım. Son haftalarda ise bu sürecin jeopolitik bir boyut kazandığını görüyoruz. Henüz tam olarak adlandırılmamış ama giderek belirginleşen yeni bir momentten söz etmek mümkün: "in Şoku 3.0." Bunun ne zaman kolektif bilince çıkacağı belirsiz ancak dinamikleri şimdiden gözlemlenebiliyor.

'İZLEYEREK KAZANMAK'

"Şok 3.0", ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a yönelik saldırısıyla başlayan savaşın içinde şekillenmeye başladı. Savaşın ilk sekiz haftasında in, birkaç diplomatik açıklama dışında neredeyse tamamen geri planda kaldı. Oysa dünyanın ikinci büyük ekonomisi, ikinci büyük askeri bütçesi ve en hızlı gelişen sanayi altyapısına sahip bir aktörden söz ediyoruz. Üstelik in, İran petrolünün neredeyse tamamını ithal ediyor; enerji ihtiyacının önemli bir bölümü Hürmüz Boğazı'na bağlı. Bu durumda aktif müdahale beklenmez miydi

in stratejik kültüründe sıkça anılan bir söz vardır: "Dağın tepesine çık ve kaplanların dövüşünü oradan izle." Bu yaklaşım, dövüşe doğrudan müdahale etmek yerine konjonktürü sabırla izlemeyi, rakiplerin yıpranmasını, zayıflamasını beklemeyi önerir. in'in enerji çeşitliliği, tedarik ağları (Rusya ve İran) ve stratejik petrol rezervleri dikkate alındığında, bu "uzaktan izleme" kapasitesinin maddi temelleri de oldukça güçlü görünüyor.

Mayıs ayında yapılması planlanan Trump-Şi görüşmesinde, in'den İran'ın nükleer programı konusunda garantörlük talep edileceği söylentisi doğruysa, bu durum, Pekin'in "stratejik sabır" tercihinin ABD'yi, bir "ricacı/ müstedi" konumuna itebildiğini, in'in de artık "vazgeçilmez ülke" konumuna yükselmeye, oyunun kurallarını yeniden yazdırmaya başladığını gösterecek.

'HATA YAPIYORSA RAHATSIZ ETME'

Bu tabloya, Napolyon'a atfedilen "Düşmanın hata yaparken onu rahatsız etme" sözü de şaşırtıcı ölçüde uyuyor. Trump yönetimi, büyük ölçüde İsrail'in baskısıyla bu savaşa girdi ancak İran'ın askeri, bölgesel kapasitesine ilişkin hesapların çoğu kısa sürede boşa çıktı. Hürmüz Boğazı'nın kapanmasıyla savaş küresel bir krize dönüştü.

Bu süreçte: Avrupa ülkeleri, NATO savaşa katılmadı, Avrupa'daki aşırı sağ hareketler Trump'tan uzaklaşmaya başladı, Körfez ülkeleri güvenlik garantilerinin kırılganlığını fark etti, Küresel Güney'de ABD'nin "güvenilmez" bir güç olduğu algısı pekişti.

ABD'nin "yumuşak gücü" hızla aşınırken in'in müdahale etmeyerek kazandığı itibar dikkat çekiciydi. Pekin'in İran'a sınırlı lojistik destek, sinyal istihbaratı sunduğu iddiaları bir yana, rakibinin hatalarının sonuçlarını beklemeyi seçmesi de...

SESSİZ KAZANIMLAR