Yazı, Türkiye'deki Schengen vizesi başvuru sürecinin sadece yoğunluk değil, sistematik bir kriz haline geldiğini iddia ediyor ve bunu vatandaşlardan gelen yaşanmış deneyimlerle destekliyor. VFS Global'in uygulamalarındaki tutarsızlıklar, aracılar vasıtasıyla yapılan para transferi iddiaları ve makamların yetersiz cevaplarını kanıt olarak sunuyor. Peki, sorun gerçekten sistemin çöküşü mü, yoksa yönetim ve gözetimin eksikliği mi?
Türkiye'de vize randevu krizi artık geçici bir yoğunluk sorunu olmaktan çıktı. Özellikle Schengen başvurularında tablo ortada: erişim zor, süreç belirsiz, güven aşınıyor. Sistemin kilitlendiği, randevuların para karşılığı el değiştirdiği iddiaları ise her gün biraz daha yüksek sesle konuşuluyor. Bu artık "yoğunluk" diye geçiştirilecek bir konu değil!
Son haftalarda konuştuğum herkes aynı noktayı işaret ediyor: Vize süreci tıkanmış durumda. Başvuru sahibi neyle karşılaşacağını kestiremiyor. Süreç yorucu, sonuç belirsiz! Daha çarpıcı olan ise şöyle: Vatandaşın bireysel olarak ulaşamadığı randevu, para devreye girdiğinde bir anda bulunabilir hale geliyor. İşte bu, meseleyi bambaşka bir yere taşıyor.
Haftalardır bu konuyu araştırıyor ve yazıyorum. Ama son dönemde gelen mesajların tonu değişti. Bu artık sitem değil, doğrudan yaşanmışlık. Aynı hikâyeler farklı şehirlerden, farklı insanlardan da geliyor. Ortada tesadüf yok; yaygın bir sorun algısı var.
Sahadaki gerçek tablo
Muhabir arkadaşımız Çiğdem Yılmaz'ın belgelerle ortaya koyduğu son haber de bu tabloyu doğruluyor. Schengen vizesinde yaşanan kriz, artık doğrudan randevuya erişim krizine dönüşmüş durumda. İddialara göre sistemde boşluk görünmezken randevular botlar aracılığıyla toplanıyor, ardından 100 eurodan başlayan fiyatlarla satılıyor. Aynı aracılar, istenilen tarihe randevu ayarlayabileceklerini söyleyerek ücret talep ediyor. Gazeteci olduğunu fark ettiklerinde "sizden ücret almayız" denilmesi ise meselenin geldiği noktayı açıkça ortaya koyuyor.
Şikâyetlerin odağındaki kurumlardan biri de VFS Global. Türkiye'de 28 ülkenin vize başvuru süreçlerini yürütüyor, ABD tarafında ise yalnızca pasaport tesliminde devrede.
Gelen mesajlar gösteriyor ki, sorun tek başlıkla sınırlı değil. Uygulama farklılıkları, tavırlar, ek ücret talepleri ve teslim süreçlerindeki karmaşa tabloyu daha da ağırlaştırıyor.
Bir meslektaşımın yaşadıkları çarpıcı: ABD vizesi çıkıyor. Kendi pasaportunu ve 11 yaşındaki kızının pasaportunu almak için Gayrettepe'deki merkeze gidiyor. Kendi pasaportunu alıyor, ancak çocuğun pasaportu verilmiyor. Gerekçe: ayrı randevu. Ertesi gün tekrar gidiyor. Bu kez soyağacına kadar uzanan belgeler isteniyor. Hepsini tamamlıyor. Saatler geçiyor. Akşam saatlerinde ücretli teslim öneriliyor. Kabul etmeyince pasaportun kayıp olduğu söyleniyor. Polisi arayacağını söyleyince pasaport bir anda bulunuyor.
Bir başka örnek Altunizade'den. Tanınmış bir yönetmen, eşiyle birlikte başvuruya gidiyor. Şirket adresi Trabzon'da olduğu için işlem yapılmıyor. Dakikalar içinde İstanbul'daki şirketine ait belgeyi getiriyor. Bu kez "randevu süreniz doldu" deniliyor. Çözüm yine hazır: ek ücret. Ödeme yapıldığında işlem tamamlanıyor.

19