Sıfır Atık Forumu'nu ve festivali, dört gün boyunca yakından takip ettim. Açık söyleyeyim; Emine Erdoğan'ın himayelerinde yıllar önce başlatılan Sıfır Atık hareketi, yalnızca Türkiye'nin değil, dünyanın konuştuğu bir dönüşüm modeli haline gelmiş.
Forum alanında dolaşırken bu organizasyonun büyük bir emeğin ürünü olduğunu görmek mümkündü. Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, dört gün boyunca forum ve festival alanları arasında âdeta mekik dokudu. Misafirlerle birebir ilgilendi, her aşamayı yakından takip etti. Kendisini ve görünmeyen kahramanlar olan tüm ekibi gönülden tebrik ediyorum.
Gökyüzünde dönüşüm
Forumda en çok dikkatimi çeken konuşmalardan biri Türk Hava Yolları CEO'su Ahmet Olmuştur'un sunumuydu. Mesele yalnızca atıkları toplamak ya da geri dönüştürmek değil, kaynağı daha en başından doğru yönetebilmekti.
Olmuştur'un paylaştığı rakamlar, bu yaklaşımın boyutunu ortaya koyuyordu. Geçen yıl 92 milyondan fazla yolcu taşıyan, 516 uçaklık dev bir filoyu yöneten Türk Hava Yolları'nda ikram tedarik zincirinin yüzde 80'den fazlası yerel kaynaklardan sağlanıyor. Operasyonel atıkların yüzde 76'sı geri dönüştürülürken, 80 bin kilogramdan fazla elektronik atık yeniden ekonomiye kazandırılmış.
Dikkatimi çeken bir başka ayrıntı ise "No Meal" uygulaması oldu. Yolcuların talep etmeleri halinde uçak içi ikram almamalarına imkân tanıyan bu uygulama, gıda israfını azaltmayı hedefliyor. Sürdürülebilir havacılık yakıtları, enerji verimliliği çalışmaları ve yeni nesil uçak yatırımları da dikkat çekiciydi. Filonun yüzde 40'ının yeni nesil yakıt verimli uçaklardan oluştuğunu da özellikle not ettim.
Burada anlatılan yalnızca bir geri dönüşüm hikâyesi değildi. Türk Hava Yolları, sürdürülebilirliği operasyonun tamamına yaymaya çalışıyordu.
Ancak aklımda kalan rakamlardan çok, bir cümle oldu. Ahmet Olmuştur, "Döngüsellik artık bir tercih değil, operasyonel bir zorunluluk" diyordu. Forumun yoğunluğu nedeniyle sohbet etme fırsatı bulamadık. Umarım Ahmet Olmuştur ile Türk Hava Yolları'nın bu dönüşüm yolculuğunu daha detaylı konuşacağımız bir fırsat yakalarız.
Birkaç adımda 100 yıl
Forum alanında beni en çok etkileyen bölümlerden biri de "Carbostar" deneyim alanı oldu. Bir kabinde yaklaşık 100 yıl önce insanların soluduğu hava vardı. Yanındaki kabinde ise yüksek emisyon senaryosuna göre torunlarımızın yaşayabileceği dünyanın havası vardı. Daha sıcak, daha nemli ve bunaltıcıydı.
Birkaç adım attım ama aslında bir asırlık yolculuk ettim.
O an şunu düşündüm; iklim değişikliği çoğu zaman raporlardaki rakamlarla anlatılıyor. Oysa mesele çok daha basit: Torunlarımız bizim soluduğumuz havayı mı soluyacak, yoksa bizden kalan sorunlarla mı nefes almaya çalışacak

29