Çanakkale ile Limni Adası arasında başlayan feribot seferlerinin ilk yolcularından biri olma fırsatı buldum. Üç gün boyunca adayı baştan sona gezdim. Ancak dönüş yolunda aklımda en çok kalan şey ne plajlar oldu ne de restoranlar. Bir süpermarketin önünde karşılaştığım manzara beni çok etkiledi.
Market girişindeki geri dönüşüm makinesinin önünde iki kadın duruyordu. Ellerindeki plastik şişeleri makineye attılar. Ardından kartlarını okutup sistemin yüklediği bakiyeyi birkaç metre ötedeki markette kullandılar. Bu görüntü karşısında, yanlarına gidip sistemi incelemeye başladım. Çünkü geri dönüşümün bu kadar doğal biçimde günlük hayatın içine yerleştiğini görmek pek alışık olduğumuz bir durum değil.
Burada sıfır atık hayatın sıradan bir parçası haline gelmiş. İnsanlar plastik ve cam atıkları çöpe atmak yerine sisteme kazandırıyor, karşılığında ekonomik fayda elde ediyor. 18 bin nüfuslu Limni Adası'nda döngüsel ekonomi günlük yaşamın içinde işliyor.
Son yıllarda sıfır atık konusunda sayısız toplantıya katıldım, yüzlerce konuşma dinledim. Ancak bazen uzun sunumların anlatamadığını birkaç dakikalık bir görüntü anlatabiliyor. Limni'deki o geri dönüşüm makinesi bunun en somut örneklerinden biriydi.
Bugün dünyanın gündeminde iklim değişikliği, çevre kirliliği ve sürdürülebilir yaşam modelleri var. COP31 hazırlıkları yapılıyor, yeni hedefler açıklanıyor. Ancak Limni'de gördüğüm uygulama bana çevre bilincinin önce günlük hayatın içine yerleşmesi gerektiğini bir kez daha hatırlattı. Çünkü gerçek dönüşüm kürsülerde değil, insanların günlük alışkanlıklarında başlıyor.
Adada dikkatimi çeken bir diğer yer ise Limni Çölü oldu. Etrafı denizlerle çevrili bir adada kum tepeleri arasında yürümek ilginç bir deneyim. İlk kez gelenlerin büyük bölümünün benim gibi şaşırdığına eminim!
Ancak Limni'nin en önemli özelliği hâlâ keşfedilmemiş olması. Adada 33 otel, bin 87 oda ve 2 bin 159 yatak bulunuyor. Üçü 5 yıldızlı, üçü 4 yıldızlı ve 12'si 3 yıldızlı otel var. Ayrıca 80 yataklı tam teşekküllü devlet hastanesi ve uluslararası havalimanı da mevcut. Türkiye'den deniz yoluyla ise şu an yalnızca Çanakkale'den ulaşılabiliyor.
Yolculuk sırasında Limni seferlerinin operatörü Emin Çakmak ile de konuşma fırsatım oldu. Bu yıl 10 bin, gelecek yıl ise 30 bin yolcu hedeflediklerini söyledi.
Güvenli bağın gücü
Katıldığım bir etkinlikte, çocuk gelişimi üzerine dikkat çekici bilgiler dinledim. Molfix tarafından yürütülen "Hayat Bağım Güvenli Bağlanma Eğitim Programı", anne, bebek ve bakım veren arasındaki bağı güçlendirmeyi amaçlıyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile iş birliği içinde sürdürülen projede bugüne kadar 195 bin ebeveyne ve 5 bin 500 sağlık çalışanına ulaşılmış. Hayat Holding'in bu alandaki sosyal yatırımını değerli buluyorum. Çünkü güçlü nesillerin temeli, hayatın ilk yıllarında atılıyor. Uzmanlar, çocukların erken yaşlarda kurduğu güvenli bağın; özgüven, iletişim becerileri ve duygusal dayanıklılık üzerinde doğrudan etkili olduğunu vurguluyor. Bu nedenle her yatırımın aslında geleceğe yapılan bir yatırım olduğunu düşünüyorum.

25