Salı sabahı Manisa'nın Turgutlu ilçesinden gelen görüntüleri izledik. 15 yaşındaki bir çocuğun okulunun önüne silahla gelmesi ve öğrencileri yaralanması hepimizi sarstı. Daha da düşündürücü olanı, kullanılan silaha evden ulaşılabilmesi.
İnsan ister istemez soruyor: Kalem tutması gereken ellerde neden silah var
Ben burada suçu sadece çocukta aramıyorum. Önce biz yetişkinlerin, özellikle ailelerin kendilerine bakması gerekiyor. Bir çocuk evde silahın nerede olduğunu bile bilmemeli. Ama geldiğimiz noktada çocuk, sanki defter kalem alır gibi silaha ulaşabiliyor.
Sonra da çözümü okul kapısına daha fazla güvenlik görevlisi koymakta arıyoruz! Elbette güvenlik önemli. Ama çocuk silahı evden alıp okulun kapısına kadar getirebiliyorsa sorun okul kapısında başlamıyor ki!
Okullarda şiddet önlenebilir mi
Bence evet. Ama bunun yolu her öğrencinin arkasına bir kolluk kuvveti koymaktan geçmiyor. Hiçbir güvenlik görevlisinden bir öğrencinin birazdan ateş açacağını öngörmesini bekleyemeyiz.
Bu mesele çok daha önce, evde başlıyor. Ailenin çocuğuna ayırdığı zaman, verdiği eğitim, koyduğu sınırlar... Çocuğunun kimlerle arkadaşlık ettiğini, neler yaşadığını, neye öfkelendiğini bilmesi... Bütün sorumluluğu aileye yüklemek de doğru değil. Okul yönetimi, öğretmen ve rehberlik servisi, çocuktaki değişimi zamanında fark etmeli. Bir çocuk içine kapanıyor, öfkesi büyüyor ya da şiddetten söz ediyorsa bunu "ergenliktir, geçer" diyerek görmezden gelemeyiz. Çünkü hiçbir çocuk bir sabah birden bu hâle gelmiyor! Aile çocuğunu yalnız bırakmayacak, okul çocuktan gelen işaretleri zamanında görecek ki, başka bir ailenin çocuğunun canı yanmasın.
Bilimsel bakış
Bu hafta eğitim bilimci Doç. Dr. Özgür Bolat ile bir araya geldim. Konu okullardaki şiddete geldi. Kendisine sordum: "Çocuklara ne oluyor Daha doğrusu, biz çocukları nerede kaybediyoruz"
Bolat'ın cevabı dikkat çekiciydi: "Günümüzde anne babalarda kaygı arttığı için çocuklarına karşı daha korumacı oldular. Bu da bazen kontrole dönüştü. Bunu da genellikle ödül, ceza, tehdit, övgü ve müdahaleyle yapıyorlar. Böyle olunca çocuk anlaşıldığını, kendisiyle empati kurulduğunu düşünmüyor ve bazen de güçsüz bırakıldığını düşünüyor. Bazı çocuklar da bu güçsüzlüğünü şiddetle yenmeye çalışıyor. Diğer insanlara güç uygulayarak..."
Bolat'ın söyledikleri, meselenin neden sadece güvenlikle çözülemeyeceğini anlatıyor.
Sohbetin sonunda güzel bir haber verdi. "The Reward Trap: Why Rewards Backfire and the Real Science of Motivating Kids" adlı kitabı Amerika, İngiltere ve Çin'in ardından başka ülkelerde de yayımlanacakmış. Sevindim. Türkiye'den çıkan bir kitabın dünyaya açılması güzel haber.
Kadıköy'ün 2050 hedefi

19