Kocatepe'den yükselen ses

Geçen hafta Afyonkarahisar'daydım. Her gelişimde farklı bir duyguya kapılıyorum ama 30 Ağustos'a yaklaşırken o havayı solumak bambaşka. Afyonkarahisar, sadece bir şehir değil; bu toprakların kaderinin yeniden yazıldığı yer. Kurtuluşumuzun, yeniden ayağa kalkışımızın simgesi.

1922'nin o sabahını düşünün… Kocatepe'de Mustafa Kemal Atatürk'ün "Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri!" emriyle başlayan Büyük Taarruz, birkaç gün içinde bir milletin kaderini değiştirdi. Afyon'dan yükselen zafer, Dumlupınar'da kesinleşti. Ve aslında Afyon'un kurtuluşu, Türkiye'nin kurtuluşunun da başlangıcı oldu. O yüzden buradaki zafer, sadece Afyon'un değil, bütün ülkenin zaferidir.

Bugün Afyon'un kurtuluşu kutlandığında, aslında Türkiye'nin yeniden doğuşunu kutlamış oluyoruz. Türkiye'nin dört bir yanından vatandaşların Afyon'a gelip o coşkuyu yerinde yaşaması gerekiyor. Çünkü zaferin yaşandığı yerde o duyguyu hissetmek, sadece bir tarih bilgisi değil; milli hafızanın canlı tutulmasıdır.

Şuhut'tan Kocatepe'ye uzanan Zafer Yolu yürüyüşü bunun en anlamlı örneği. Gece yarısı meşalelerle başlayan o yürüyüşte, binlerce insan sessizce adımlarken sanki 103 yıl önceki kahramanlarla yan yana ilerliyorsunuz. Her taşın altında bir hatıra, her rüzgârda bir askerin nefesi var gibi… O yolun sonunda Kocatepe'ye vardığınızda, gökyüzüne yükselen sessizlik size bağımsızlığın ne büyük bedellerle kazanıldığını fısıldıyor.

Afyon'a gelenlerin mutlaka görmesi gereken bir diğer adres de Zafer Müzesi ve şehitlikler. Müzenin duvarlarında, subayların kaleminden çıkmış notları, savaşta kullanılan eşyaları gördüğünüzde, tarihi sadece okumuyorsunuz; yaşıyorsunuz. Şehitliklerdeki huzur ise insana derin bir saygı ve minnet duygusu bırakıyor.

Afyon'un kurtuluşu sadece geçmişte kalmış bir kahramanlık değil; bugünü de anlamlandıran bir ilham kaynağıdır. Çünkü bu şehir bize, en umutsuz anlardan bile yeniden doğulabileceğini hatırlatıyor.

Vefanın en sade hâli

Afyon'a geldiğimde bir kişi bana yaşanmış gerçek bir olayı anlattı. Bir kadın, "Halk Günü" toplantısında Vali Kübra Güran Yiğitbaşı'na dört hamile ineğinin çalındığını söylemiş. Vali Hanım hemen devreye girmiş, emniyet hırsızları kısa sürede yakalamış. Ama iş bununla bitmemiş; hayırsever iş insanlarıyla görüşülerek aileye dana hediye edilmiş.