Kars'ın kaderini değiştirebilir!

Geçen hafta yolum Uluslararası Gastronomi Film Festivali dolayısıyla Kars'a düştü. Bu yıl Londra ve Çeşme'nin ardından festivalin son durağı Kars oldu. Üç gün boyunca söyleşiler, belgeseller, gastronomi panelleri ve açık hava gösterimleriyle dolu bir program vardı. Ama ben Kars'tan sadece festival izlenimleriyle dönmedim. Bu seyahat bana şehri yeniden keşfetme fırsatı da verdi.

Kars adına bence en önemli gelişme ise bambaşka! 30 Temmuz'da Bakü-Kars tarifeli uçak seferleri başlıyor. İlk etapta haftada iki gün yapılacak. Ben bu işe sadece yeni bir uçuş hattı olarak bakmıyorum. Bu hat doğru değerlendirilirse turizmden ticarete kadar birçok alanda Kars'ın önünü açabilir. Uzun zamandır beklenen fırsatlardan biri olabilir.

İlk günkü rotamda Boğatepe köyü vardı. Köy Öğretmeni Kültür ve Sanat Evi Müzesi'nin açılışına katıldım, ardından köyü gezdim. Kars kahvaltısını hepimiz biliyoruz ama o sofraya gelen ürünlerin arkasındaki emeği yerinde görünce insanın bakışı değişiyor. Bu tür yatırımlar arttıkça Kars'ın gastronomide adından çok daha fazla söz ettireceğine inanıyorum.

Sarıkamış'tan ibaret değil

Kars İl Kültür ve Turizm Müdürü Bayram Yığcı ile Rize'deki görev döneminden tanışırız. Bu kez de, "Madem geldin, Kars'ı birlikte gezelim" dedi. Ertesi gün bize sanat tarihçisi Volkan Karataş dâhil oldu; birlikte uzun bir gezi yaptık.

Kafkas Cephesi Harp Tarihi Müzesi, Bedesten Bölgesi, Peynir Müzesi, Baltık mimarisini yansıtan yapılar, Kars Kalesi, Hasan Harakani Hazretleri Külliyesi, Taş Köprü ve Ani Ören Yeri'ni gezdik.

Kars'a gelip sadece Sarıkamış'a uğrayıp dönmek bu şehre haksızlık olur. En az iki gün şehir merkezini, bir gün de Ani'yi gezmeden Kars'ı gördüm demeyin.

Gezi sırasında Bayram Yığcı'nın Milliyet Arkeoloji dergisini yakından takip ettiğini öğrenmek de ayrıca hoşuma gitti.

Aldığım bilgiye göre, kentte bugün 110 otel ve yaklaşık 7 bin 200 yatak kapasitesi bulunuyor. Bunun 2 bin 800'ü Sarıkamış'ta. Misafiri ağırlayacak altyapı hazır.

Bütçe var hizmet yok!

Bütün bu güzelliklerin ardından sokakta gördüğüm manzara ise bambaşkaydı. Ana caddelerde de ara sokaklarda da yollar delik deşikti. Kaldırımların önemli bölümü bakımsızdı. Çöp konteynerlerinin bir kısmı kırılmış. Bazı yeşil alanlar uzun zamandır el değmemiş görüntüsü veriyordu.

Konuştuğum hemen herkes aynı şeyden yakınıyordu. Hatta bir esnafın söylediği cümleyi telefonuma aynen yazdım: "İyi ki sekiz ay kar yağıyor. Kar hem çukurları hem de şehrin kirini örtüyor."