Doğmamış çocukların kanında bile mikroplastik var!

Sıfır Atık denildiğinde çoğumuzun aklına hâlâ plastik şişeler, geri dönüşüm kutuları ve ayrıştırılan çöpler geliyor. Oysa Van'da katıldığım çalıştay, bana bunun çok daha büyük bir anlayış olduğunu bir kez daha gösterdi. Çünkü mesele yalnızca atıkları ayrıştırmak değil, bir gölü, bir havzayı, sulak alanları ve o bölgede yaşayan insanların geleceğini birlikte koruyabilmek.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın himayelerinde yürütülen Van Gölü Havzası Koruma Çalışmaları kapsamında düzenlenen Van Gölü Havzası Sürdürülebilir Gelecek Çalıştayı dolayısıyla Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş ile Van'daydık. Gün boyunca sunumları dinledim ve şunu gördüm: Burada yürütülen çalışmalar yalnızca çevre yatırımı değil, gelecek nesillere bırakılacak bir mirasın inşası niteliğinde.

Bunu rakamlar da doğruluyor. Van Gölü'nde yürütülen dip çamuru temizliği çalışmaları için, bugüne kadar 355 milyon lirayı aşan yatırım yapılmış. Bunun yanında 73 kilometre kıyı düzenlemesi, 222 kilometre dere ıslahı, 62 bin 599 hektarlık sulak alan koruma çalışması ve 13 ilçeyi kapsayan çevre yatırımları hayata geçirilmiş. Toplam 43 proje tamamlanmış ya da yapımı sürüyor. Yaklaşık 1 milyon 112 bin kişiyi doğrudan etkileyen bu çalışmalar, Van Gölü'nün yanı sıra tüm havzanın geleceğini korumayı hedefliyor.

Çalıştayda Samed Ağırbaş'ın konuşmasını dikkatle dinledim. En çok üzerinde durduğu konu, çevrenin korunmasının yalnızca kamu kurumlarının görevi olmadığıydı: "Van Gölü Havzası'nı gelecek nesillere ancak vatandaşlarımızla birlikte taşıyabiliriz" derken çevreyi korumanın hepimizin sorumluluğu olduğunu hatırlatıyordu.

Ağırbaş'ın verdiği örnekler de düşündürücüydü. Türkiye'nin birçok noktasında çöpler hâlâ konteyner yerine dere yataklarına, göllere ve akarsulara bırakılıyor. Oysa doğaya attığımız hiçbir atık kaybolmuyor. Bir kısmı göllere ve denizlere ulaşıyor, bir kısmı toprağa karışıyor, bir kısmı ise yıllarca doğada kalıyor.

Sıfır atık çöp değil!

Belki de konuşmanın en dikkat çekici bölümü buydu: "Zamanın israf edilmesi bile sıfır atığın konusudur" dedi. Gerçekten de israf yalnızca plastikten ya da kâğıttan ibaret değil! Gıdadan suya, enerjiden zamana kadar elimizdeki her kaynağı doğru kullanmak bu anlayışın temelini oluşturuyor.

Türkiye'nin su stresi yaşayan ülkeler arasında bulunduğunu da hatırlatan Ağırbaş, suyun artık sınırsız bir kaynak gibi görülemeyeceğini söyledi. Musluğu gereksiz yere açık bırakmaktan tarımsal sulamaya kadar her alanda daha bilinçli hareket etmek zorundayız.