Rize'ye bu kez çay için gitmedim; uluslararası bir yarışın peşinden geldim. Handüzü'de koşulan SNX Türkiye, alıştığımız spor organizasyonlarının sınırını genişleten bir tablo sundu. Uluslararası Motosiklet Federasyonu'nun takviminde yer alan bu ayak, 1.800 rakımlı Handüzü Yaylası'ndaydı. Karın iki metreyi aştığı, denizle karın aynı fotoğrafa girdiği bir coğrafyada motorların rampalardan süzülüşünü izlemek… Hem seyirlik hem iddialı hem de "Rize burada" dedirten bir görüntüydü.
Bu hikâyede Rize-Artvin Havalimanı'na ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Çünkü pistte izlenen iki gün, aslında haftalar süren bir hazırlığın son halkasıydı. Motorlar, teknik ekipmanlar, kurulum malzemesi, ekipler… Bu ölçekte bir organizasyonun lojistiğini şehre taşımak başlı başına bir eşik. Havalimanı yalnızca ulaşımı kolaylaştırmadı; "burada dünya standartlarında iş çıkar" duygusunu da besledi.
Yarış aralarında Rize Valisi İhsan Selim Baydaş'tan Rize Belediye Başkanı Rahmi Metin'e, Güneysu Belediye Başkanı Rıfat Özer'den Türkiye Motosiklet Federasyonu Başkanı Mehmet Sadık Vefa'ya kadar birçok isimle ayaküstü sohbet etme imkânı buldum. Ortak vurgu şuydu: Bu iş iki günlük bir heyecana sığmıyor. Rahmi Metin'in altını çizdiği nokta özellikle önemliydi; bu tür organizasyonlar, Rize turizmini birkaç aya sıkışmaktan çıkarıp yılın geneline yayma iddiasının sahadaki karşılığı.
Türkiye Motosiklet Federasyonu Asbaşkanı Mahmut Nedim Akülke'nin anlattıkları da işin arka planını görünür kıldı. "Spor turizmin geleceğidir" cümlesi bir afiş sözü gibi durmuyor; planlanmış bir yol haritası gibi taşınıyor. Handüzü'nün seçilmesi tesadüf sayılmaz; yaklaşık 180 gün karın yerde kaldığı bir coğrafyadan söz ediyoruz.
Bir de işin görünmeyen ama hissedilen tarafı var: detaylara gösterilen özen. Basın mensupları için kurulan medya alanını görünce insan durup bir daha bakıyor. Elektrik, internet, ısıtma, masa düzeni… Her şey düşünülmüş. İletişim ve koordinasyon sürecini yürüten Türkiye Motosiklet Federasyonu Medya ve İletişim Sorumlusu Gülçin Ertunç başta olmak üzere emeği geçen herkese içten bir teşekkürü borçlu hissediyor insan; "helal olsun" dedirten işler tam da böyle ortaya çıkıyor.
Handüzü'de hafta sonu yalnızca yarış izlenmedi; bir vizyonun sahaya nasıl indiğine tanıklık ettim. 8 ülkeden 28 sporcu mücadele etti. Rampalarda 10 metreyi bulan sıçrayışlar tribünlere adrenalin taşıdı. Sis dağıldığında geriye yalnızca karın üzerindeki motor izleri kalmadı; Rize'nin dört mevsim konuşulma isteği de daha görünür hâle geldi.
Bir ayrıntı daha: Bu tür yarışlar şehir için yalnızca görüntü üretmiyor, ritim de değiştiriyor. Oteller doluyor, esnafın yüzü gülüyor, gençlerde "burada da olur" duygusunu tazeliyor. Spor, bazen bir şehre en hızlı tanıtım afişini asan şey. Üstelik izi uzun süre kalıyor.

19