İstanbul'da hayat, sabah direksiyon başında başlıyor. Kimi yalnız kendini taşıyor, kimi binlerce yolcunun sorumluluğunu. İşte bu sorumluluktan ötürü, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, önemli bir karar aldı. İETT ve özel halk otobüslerinde azami hız 70 kilometreye indirildi. Sınırı aşan araçlara yaptırım uygulanacak.
Ulaşımda rakamlara göz atalım: İETT, 852 hatta günde 66 bin sefer yapıyor. Yaklaşık 5 milyon yolcu taşınıyor. Bu, her gün birçok ülkeden daha büyük bir nüfusun, kent içinde hareket ettiği anlamına geliyor. Böyle bir ölçekte güvenlik ayrıntı değil, doğrudan hayat meselesi.
Şehir içi yollarda hız limitleri yolun durumuna göre 50, 80 hatta 90 kilometreye kadar çıkabiliyor. Ama İstanbul trafiği başka bir denklem. Yoğunluk yüksek, refleks süresi kısa, hata payı ise dar. Böyle bir tabloda hız özgürlük üretmez, risk üretir. Bu yüzden toplu taşımada üst sınır 70 olarak belirlendi.
"Yolculuğumuz daha mı uzun sürer"sorusu elbette akla geliyor. Ama 70 kilometreyle gitmek bir kazayı önlüyorsa o birkaç dakikanın hesabı başka yapılır. Zaten birçok gelişmiş kentte toplu taşıma araçları 60-65 kilometre bandında çalışıyor. Artık İstanbul'da otobüsler 70 kilometreyi geçemeyecek. Gideceğimiz yere birkaç dakika geç ulaşacağız, ama belki de bir hayat kurtaracağız.
Eğitim ve ahlak gerçeği
Konu trafikten açılmışken son bir haftadır yollarda gördüklerim aklıma geliyor… "Yok artık" dediğim ne varsa hepsine denk geldim. Trafik Kanunu'nda yapılan düzenleme Meclis'ten geçti. Saldırı amacıyla başka aracı ısrarla takip eden ya da araçtan inenlere 180 bin lira ceza, 60 gün ehliyete el koyma, 30 gün aracı trafikten men… Küçümsenecek rakamlar değil.
Düzenlemeden sonra araçtan inenlerin sayısında azalma var, doğru. Ama bu kez yol ortasında camdan cama küfürleşmeler başladı. Dakikalarca sürüyor. Sürekli cezaları konuşuyoruz ya! Açıkça söyleyeyim, cezalar olmasa hâlimiz ne olur, düşünmek bile istemem. Demek ki mesele sadece kural değil, karakter.
Kırmızı ışıkta EDS varsa duruluyor, yoksa basıp geçiliyor. Trafik levhası desen, kimsenin umurunda değil! Ters yön, hatalı park, yaya geçidi… O yüzden drone denetimleri kıymetli. Sadece ceza yazmak için değil, trafikte saygıyı hatırlatmak için de gerekli.
Geçen gün havalimanına giderken iki ayrı sürücüye denk geldim. Biri hız sınırında giden aracın tamponuna yapışmış, resmen taciz ediyor. Kuralı bir kenara bırakın, ortada zerre saygı yok. Diğeri hız sınırı içinde sakin gidiyor, hız koridoru biter bitmez gazı köklüyor. Sürücünün içinden başka biri çıkıyor.
Bir de çakarlı araç meselesi var… Asıl sorun orada. Avrasya Tüneli'nde 70 kilometre hız sınırı var. Herkes kendi şeridinde usul usul ilerliyor. Arkadan gelen çakarlı araç öyle bastırıyor ki, diğer sürücüler, ellerinden gelse neredeyse araçlarını şeridin üstünden uçuracak ki, çakarlı alttan geçsin! Şaka bir yana; bu hak mı Adalet mi Devlet, yetki verdiği kimseye trafikte üstünlük taslama hakkı vermez.

16