Yunan kışkırtıcıları ateşle oynuyor

Dünya kamuoyu dikkati pür dikkat Tahran, Tel Aviv ve Washington hattındaki gerilime odaklanmışken; Doğu Akdeniz'in derin sularında, bölgenin jeopolitik haritasını kalıcı olarak değiştirebilecek çok daha sinsi bir oyunun perdeleri aralanıyor. Bugün Kıbrıs, sadece bir "ada" değil; küresel güçlerin ve bölgesel taşeronların yeni büyük hesaplaşma alanı haline gelmiş durumda. İran krizini bir sis perdesi olarak kullanan Atina yönetimi, yanına aldığı Avrupalı müttefikleriyle birlikte ateşle oynamaya devam ediyor.

İRAN BAHANESİ VE SAHNELENEN TİYATRO

Atina'nın son dönemdeki hamleleri, klasik bir diplomatik manevradan ziyade planlı bir provokasyon dizisini andırıyor. Dört adet F-16'nın Kıbrıs'a gönderilmesi, Patriot hava savunma sistemlerinin adaya yerleştirilmesi için yapılan lobi faaliyetleri ve donanma unsurlarının bölgeye kaydırılması "İran füzelerine karşı önlem" etiketiyle pazarlanıyor. Ancak bu açıklama, stratejik gerçekliğin yanından bile geçmiyor.

İtalyan, Fransız ve İngiliz savaş gemilerinin Rum kesimi açıklarında demirlemesi, kolektif bir niyetin dışavurumu: Kıbrıs'ı bir Avrupa garnizonuna dönüştürerek Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki varlığını boğmak. Özellikle her gittiği coğrafyadan, Afrika'dan kapı dışarı edilen Macron Fransası, kaybettiği prestiji Türkiye'ye fatura etme hırsıyla Anglo-Sakson gölgesine sığınarak bölgede "çakallık" peşinde koşuyor.

ŞAFAK VAKTİ GELEN MESAJ: 6 TÜRK F-16'SI

Ankara, bu çok uluslu tiyatroya yanıtını diplomatik notalarla değil, jet motorlarının sesiyle verdi. Bir şafak vakti Kıbrıs semalarında görülen 6 Türk F-16'sı, Hakan Fidan'ın "Fırsat vermeyiz" çıkışının sahadaki mühürlenmiş halidir. Bu hamle, sadece Rum kesimine değil; Atina'daki şahin generallere ve onları kışkırtan Batılı başkentlere net bir uyarıdır: "Oyunun farkındayız ve masayı devirmeye hazırız.

Yunanistan Başbakanı'nın son Türkiye ziyaretindeki kibirli tavırları ve iç siyasete oynayan "kazanımlarımızdan vazgeçmeyiz" söylemleri, aslında Ege Adaları'nı tamamen silahlandırma hayalinin bir dışavurumudur. Ancak Atina'nın unuttuğu bir şey var: NATO koruması altında müttefikine kabadayılık taslamak, tarihin en riskli askeri kumarıdır.

SİYONİST PLANLAR VE YENİ HARİTA ARAYIŞLARI

Meselenin özü, sadece Ege'deki birkaç kaya parçası veya hava sahası ihlali değildir. Amerika'daki siyonist finans baronlarının ve neo-con yapının ajandasında, güçlü ve bağımsız bir ulus devlet olarak Türkiye'ye yer yok. Kürt kartıyla bölgeyi dizayn etme çabaları Türkiye'nin sınır ötesi operasyonlarıyla boşa çıkınca, şimdi "Kıbrıs-Yunanistan-İsrail-Hindistan" hattı üzerinden yeni bir kuşatma planı devreye sokuluyor.

Rusya'nın Ukrayna sahasındaki direnci karşısında geri adım atan Batı, enerjisini "yumuşak karın" olarak gördüğü Doğu Akdeniz'e boşaltmak istiyor. Ancak hesap edemedikleri nokta, Türkiye'nin hem sahada hem de masada oyun kurucu kapasitesidir. Bugün Netanyahu, Türkiye korkusuyla "işgal" söylemlerini yutmak zorunda kalırken; Suriye'de sağlanan sükunet, İsrail'in hareket alanını daraltmaktadır.