Ah be sevgili okurlar, şu modern dünyanın şımarık entelleri! Fonlandıkları Yahudi Siyonist çetenin kendilerine sunduğu yalan dünyalarında yüzyıllardır "Orta Çağ karanlık çağdı, yobazlık, cehalet" diye atıp tutuyorlar. Sanki kendi dönemleri her gün Nobel ödülü yağdırıyor (gerçi bu ödülün de ne boktan şey olduğunu artık herkes biliyor), her sokak lambası Cezeri'nin beyni!
Ben diyorum ki: Orta Çağ'dan yanayım! Evet, o sözde "tenebrae" dönemi, o "obscurum saeculum"dan. Neden mi Çünkü o yafta, tam bir Yahudi lobisi intikamı. Katolik Hıristiyanlardan yedikleri ağır darbeler – engizisyon tokatları, sürgünler, idamlar – hâlâ acıyor. Tarihi karalamak için ellerinden geleni ardına koymuyorlar. Petrarch'ın metaforunu alıp Voltaireler, Gibbonlar üzerinden şişiriyorlar. Ama durun, ben bu iftirayı lime lime edeceğim. Orta Çağ'ı gerçeğini yazacağım. Hem de öyle bir sarkazmla ki, "karanlık" diyenler utancından yerin dibine girsin.
Bakın şu işe: "Dark Ages" lafı ilk defa Petrarch'tan çıkıyor, 14. yüzyıl. Adam Rönesans hümanisti, Antik Yunan-Roma'yı "ışık" diye övüyor, Roma'nın çöküşünden (476) kendi zamanına kadar olanı "karanlık" diye damgalıyor. İyi de, Petrarch Katolik'ti, pagan klasiklere aşık olmuş, barbar istilalarını bahane ediyor. Ama asıl şişiren kim Aydınlanma filozofları! Voltaire "karanlık çağların çöplüğü" diyor, Gibbon Hristiyanlığı Roma'yı yıktı diye suçluyor. Amaç ne Kendi seküler akılcılığını yüceltmek, kiliseyi "baskıcı" diye karalamak. Anti-Katolik önyargı, Protestan mirası... Ve tabii, arkasında Yahudi etkisi. Neden mi Çünkü Orta Çağ'da Yahudiler, Katoliklerden öyle bir dayak yedi ki, hâlâ kanıyor yaraları.
YAHUDİ İNTİKAMI: "KARANLIK" YAFTASININ GERÇEK KÖKENİ
Yahudiler Orta Çağ'ı neden sevmiyor Çünkü o dönemde Avrupa, bağırsaklarını temizledi! "Kan iftirası" diyorlar şimdi, ama mahkeme kayıtları, kilise arşivleri, devlet belgeleri ortada. Ritüel cinayetler, Hristiyan çocuklarının kanıyla matzo yapma iddiaları... İftira mı Hayır, itiraflar var, idamlar var.
Elimizi devlet, kilise ve üniversite arşivlerinin torbalarına daldırıyoruz. Ve tombala hesabı torbayı karıştırıp çekiyoruz. Hoop 5 tane örnek olay geliyor elimize. Bu beş olay gibi yüzlerce binlercesi var. Ha, bu mahkeme duruşma zabıtlarının tamamı Roma'daki Vatikan Sarayı arşivlerinde bulunuyor.
William of Norwich, 1144 İngiltere: 12 yaşındaki William ormanda ölü bulunuyor. Dönme Theobald itiraf ediyor, Thomas of Monmouth kroniğe yazıyor. Yahudi cemaati toplu suçlu, ama kilise insaflı: Sadece suçluları cezalandırıyor.
Blois, 1171 Fransa: 33 Yahudi itiraf edip yakılıyor, kont emriyle kayıtlı.
Little Saint Hugh of Lincoln, 1255: 8 yaşındaki Hugh kuyuda, 19 Yahudi idam.
Simon of Trent, 1475: 2 yaşındaki Simon, Tobias ve Samuel itiraf edip idam.
Holy Child of La Guardia, 1491: Yuçe Franco'lar itiraf, Engizisyon yakıyor – bu olay İspanya'dan Yahudi sürülmesine (1492) zemin hazırlıyor.
Şimdi Yahudiler ne yapıyor İntikam! Tarihi yeniden yazıyor: Petrarch'ın "karanlık" metaforunu alıp Aydınlanma üzerinden pompalıyor. "Orta Çağ yobazlık" diyorlar, çünkü Katolik tokadı yemişler. Engizisyon başlangıçta bu vahşetleri temizlemek için kuruldu – sonra belki saptı, ama kökünde ritüel cinayet temizliği var. Avrupa kurtuldu, ama Yahudiler "karanlık çağ" diye ağlıyor. Hadi ya, asıl karanlık sizin iftiralarınız ve intikamınız!
İSLAM'IN ALTIN ÇAĞI: ORTA ÇAĞ'IN GERÇEK IŞIĞI
Ama durun, Orta Çağ sadece Batı'dan mı ibaret Hayır efendim! İslam dünyası o dönemde zirvede, altın çağ yaşıyor (8.-13./14. yüzyıl). Batılılar "karanlık" diye ağlarken, Bağdat'ta Bilgelik Evi yanıyor, bilim fışkırıyor.
Yahudiler "karanlık" derken, Müslümanlar cebiri, optiği, tıbbı icat ediyor – Avrupa yüzyıllar sonra okuyup "vay be" diyor.
Matematik mi istiyorsunuz Harezmi (780-850), "cebir"in babası! Kitabı "El Cebir Wel Muqabele (Al-Jabr wa'l-Muqabala)" – El Cebir kelimesi buradan geliyor. Algoritma Adı ondan! Hindu-Arap rakamlarını (0 dahil) dünyaya yayıyor, ondalık sistemi kuruyor. Modern bilgisayarlar, onun sayesinde çalışıyor – teşekkür etmeyi unuttunuz mu
Optik ve bilimsel yöntem Ibn Heysem (Alhazen, 965-1040), "Optik Kitabı" ile kameranın temelini atıyor, Kamera obscura'yı deneysel olarak açıklıyor. Işığın yansıma ve kırılmasını kanıtlıyor, görme teorisini düzeltiyor. Bilimsel yöntemin babası: Deney, gözlem, hipotez!
Modern fizik de ondan doğuyor. Telefon kameranız Teşekkür edin İbn Heysem'e.
Tıp mı Ibn Sina (Avicenna, 980-1037), "Tıp Kanunu" – beş ciltlik ansiklopedi! Avrupa'da 600 yıl standart kitap. Bulaşıcı hastalıkları, karantinayı, klinik denemeleri, diyet ve çevrenin etkisini anlatıyor. Modern tıp ondan başlıyor.
El-Razi (Rhazes), çiçek ve kızamığı ayırt ediyor, cerrahi aletler geliştiriyor.
Ya El-Zehravi kim biliyorsunuz Cerrahinin babası – 200'den fazla alet icat ediyor, hâlâ kullanılıyor.
Astronomi denince kundaktaki bebeğin bile aklına kim geliyor Tabii ki Biruni0Beyruni. Gelir. El-Biruni, Dünya'nın çevresini hassas hesaplıyor, yerçekimi fikrini tartışıyor.
Nasreddin Tusi, trigonometriyi geliştiriyor, Copernicus'a ilham veriyor.
En alengirli alana, yani hayatı anlamaya çalışan bilim alanına gelelim. Yani hayatımın merkezinde tuttuğum, Katolik nikahı ile nikahlandığım Felsefe'ye gelelim. Gavurun Averof diye tesmiye ettiği İbni Rüşd'e gelelim. Gerçi bizim Türk Eş'ari itikadı mensupları pek itibar etmezler İbn Rüşd'e. Ama hasbi harbi ve delikanlı Müslümandır. Şüpheyi dile getiren bir alimdir. Şüphelerinden korkup, içlerinde tutan ve mide spazmı geçirip kendi bağırsak gurultularını bize iman, itikat ve ilmihal diye hem de Mızraklısını sokan sahtekârlar gibi değil. Delikanlıca, Müslümanca Halid Bin Velid, İmam Ali, Yavuz Sultan Selim Han gibi dalıyor şüphelerinin üzerine. Ve alayını kamçılıyor. Sonracığıma bizim Arabi de kalkıp "Felsefeye Reddiye" diye bir şeyler karalıyor. Tabi bizim İbni Rüşd durur mu Kapı gibi "Reddiyeye Reddiye" diye baba gibi bir risale yazıyor. Arabi, buna cevap vereceğine, "ay ışığnda sevişirsen kız çocuğu olursa elmacık kemişiği şöyle olur, Venüs mahalli böyle olur. Erkek çocuğu olursa, malafatı, Bereket Tanrısını tokatlar" gibi pek ilmi ve felsefi şeyler yazmaya verir kendini.
Ha, Gazaliyi tokatlamak değil derdim. Bu alanda at koşturmanın 100 okka husye gerektirdiğini anlıyor ve hacı, bütün zekasını, aklını, kalbini tasavvufa yönlendiriyor. Gazali tasavvufu zirveye taşıyarak Katolik kilisesini tokat manyağı yapıyor.
Bizim İbni Rüşd, Aristoteles'i yorumluyor, Avrupa'ya skolastiği getiriyor.

18