Sudan'da HDK Suriye'de SDG

Geçen haftalarda Sudan'daydım. Sudan'a uzaktan bakmadım. Sokaklarında yürüdüm. İnsanlarıyla konuştum. Devletin nasıl çöktüğünü, otoritenin nasıl dağıldığını, silahın nasıl siyasetin yerine geçtiğini sahada gördüm.

Sudan'da yaşanan kriz bir anda ortaya çıkmadı. Bu, yıllardır inşa edilen bir yapının sonucudur. Devletin içinde ama devlete bağlı olmayan bir silahlı güç üretildi. Orduya paralel bir ordu kuruldu. Adı Hızlı Destek Grubu oldu.

Başlangıçta "güvenlik, "denge", "iç tehditlerle mücadele" denildi. Sonra bu yapı büyüdü. Silahlandı. Siyasete müdahale etmeye başladı. En sonunda devlete yöneldi. Başkenti ele geçirdi. Binlerce insan öldü. 50 bin çocuk kaçırıldı. Bugün Sudan'da 18 milyon insan kendi ülkesinde mülteci. 30 milyon insan açlıkla karşı karşıya.

Bu bir tesadüf değil. Bu bir modeldir.

Sudan'da sahada herkes aynı şeyi konuşuyor. Hızlı Destek Grubu'nun arkasında İsrail var. Bu bir söylenti değil. Sudanlı bakanların açıkça dile getirdiği bir gerçek. Ayrıca başka egemen güçlerin de bu yapıyı desteklediği sahada net biçimde görülüyor. Bu yapı kendi başına hareket etmiyor. Bir dış mühendisliğin ürünüdür.

Buradan Suriye'ye bakınca tablo değişmiyor.

Suriye'de bu yapının adı SDG'dir. Mantık aynıdır. Devletin dışında ama devletin yerine konumlandırılmış bir silahlı yapı. Orduya paralel bir ordu. Devletin egemenliğini fiilen sınırlayan bir güç.

Sudan'da Hızlı Destek Grubu neyse, Suriye'de SDG odur.

İkisi de "orduya destek" iddiasıyla

İkisi de "yerel güç" söylemiyle meşrulaştırılmak isteniyor.

İkisi de dış destekle ayakta duruyor.

Suriye'ye gittim. Halep'i gezdim. Halep'in bazı mahallelerinde devlet yoktu. SDG vardı. Silah vardı. Başka bir otorite vardı. Hiçbir egemen devlet buna razı olmaz. Olmamalıdır da.

Ordu nedir

Ordu, devletin tek meşru silahlı gücüdür.

Devletin içinde ama başka güçlere bağlı çalışan silahlı yapılar ordu değildir. Bunlar egemenliğin devridir.

Bugün SDG üzerinden bir Kürt okuması yapmak bilinçli bir çarpıtmadır. Kürtler bu coğrafyanın insanıdır. Bir halktır. Ama SDG, Kürtleri temsil eden bir yapı değil, Kürtleri dış projelerin içine hapseden bir aparattır. Bu, Sudan'da da aynen yaşandı. Hızlı Destek Grubu Sudan halkını temsil etmiyordu. Ama Sudan halkı onun bedelini ödedi.

Bu modelin sonunun ne olduğunu görmek için Lübnan'a bakmak yeterlidir.

Geçen sene Lübnan'daydım. Lübnan bugün fiilen bölünmüş bir ülkedir. Ama bu bölünme sadece sokaklarda değil, doğrudan devletin merkezindedir. Kurumlar ayrışmıştır. Cumhurbaşkanlığı bir grubun elindedir. Başbakanlık başka bir dengenin. Meclis başka bir hesabın. Ordu vardır ama tek bir iradeye sahip değildir.