35 yıllık savaş ve terör takipçisi bir gazeteci olarak söylüyorum: Tarih, savaşın sadece demir ve barut olmadığını, aynı zamanda bir ahlak meselesi olduğunu defalarca haykırdı. Ama gel gör ki, bazı sözde "büyük" devletler bu ahlakı, bir kovboy filminin ucuz sahnesinde yere atılan çöp gibi fırlatıp atmaktan zerre çekinmiyor.
Hindistan ve ABD'nin, İran savaş gemisine karşı sergilediği o rezil, utanç verici ortak imza. Silahsız, tatbikat için davet edilmiş bir gemiyi batırıp, denize düşen gemicileri kurtarmamak... Bu, denizcilik tarihinin en adi lekelerinden biri. Ve bu olay sadece bir gemi batırmak değil, insanlığın binlerce yıllık savaş centilmenliğini, mertliğini, şövalyeliğini denizin dibine gömmek demek.
Deniz savaşları, karadakilerden daha iç yakıcıdır. Boğaz boğaza çarpışır, gemileri batırırsın; ama sonra O gelenek devreye girer: Düşman da olsa, denize düşeni kurtarırsın. Bu, Vikinglerden Osmanlı'ya, İspanyollardan Portekizlilere, Cenevizlilere kadar insanlığın ortak yazılmamış sözleşmesidir. SOS sinyali duyduğunda rotanı kırarsın, filikaları indirirsin – yük gemisiysen, tanker olsan, şilep olsan fark etmez. Neden Çünkü denizcilik, dünyanın en kutsal mesleklerinden biridir; beyaz üniformalar giyilir, ruhları kirlenmesin, tertemiz kalsın diye. Tarih sayfaları bunun örnekleriyle dolu. Ama Hindistan ve ABD Ah, onlar bu ruhu hiç duymamış. Silahsız İran gemisi – tatbikat için çağrılmış, mühimmatı yok diye Hindistan'ın kendisi açıklamış – batırılıyor. Sonra Denize düşen gemiciler... Hiçbir şey. Kurtarma yok. Misafirperverlik yok. Devlet onuru yok. Hindistan limanında "Misafirimizsiniz, savaş bitene kadar kalın" diyebilecek bir devlet şerefi yok. Neden Çünkü o ruh yok. Tarihleri sömürgecilikle dolu; Babür'den İngiliz'e, Çin'den bize kadar hep yönetilmişler. Askerlik madalya takmak, cicili bicili üniformalar giymek sanılıyor. Ama askerlik ruhtur! Şövalyelik ruhtur!
Türk tarihinden de örnekler vereceğim, çünkü bizde mertlik kanımızda var.
TARİHİN DERİNLİKLERİNDEN SAVAŞ AHLAKI: PİRUS'TAN ÇİRMEN'E DERSLER
Savaş ve terörün izini sürerken, neredeyse 35 yıl geçti. Siz savaş ve terör okuyunca, geçmişini okursunuz; bu sizi insanlığın ilk yazılı tarihine kadar götürür. Dünyadaki ilk terörist hareketler, ilk şakilikler, ilk savaşlar... Bunların gerekçeleri, çıkış sebepleri, sonuçları... Bugünkü dünyayı anlamak için onları okumak zorundasınız. Mesela bir Pirus zaferi vardır – deyim olmuştur. Kazanır gibi görünürsün ama aslında kaybedersin. Arkadaşın der ki, "Ah, Pirus zaferi elde ettin!" Ne demek Sen de kaybettin, karşı taraf da. Pirus Savaşı'nın öncü sebeplerini, ardıllarını geniş çerçevede okuyunca, dünyada böylesi çatışmaları hemen görürsün. Bütün savaşlar böyle değerlendirilir.
Mesela bizim Çirmen Savaşı... Dünyadaki köklü harp okullarında örnek zafer olarak anlatılır. 900 kişi, 70.000 kişilik Haçlı ordusunu yerle bir ediyor. Çirmen'in öncesi, sonrası, Haçlıların iç kavgaları... Bakarsın, anlarsın ki koalisyonlar ilişkilerle yürür. Afganistan'da ben koalisyonun başarısız olacağını Çirmen'den görmüştüm. İngiltere, Kanada, Amerika birbirinin can düşmanı gibi. 20 yıl sonra kaybettiler, kaçarak çıktılar. Tarihten savaş ahlakını görürsün. Savaş biter ve yaralılar... Kendi yaralını toplarken düşmanınkini de alırsın, acı çekmesin diye. Onların askerine "Gelin, yaralınız var" dersin.
Ama deniz savaşları daha acımasız, daha iç burucu. Boğaz boğaza savaşırsın, gemileri batırırsın. Sonra gidip suya düşeni kurtarırsın. Bu, centilmenliktir, delikanlılıktır, mertliktir. Modern savaşlarda da böyleydi. İngilizler, Alman gemilerini batırınca kurtarıyordu. Almanlar İngilizleri... Bu ahlaka uymayan iki devlet: ABD ve Hindistan. Hindistan adi alçaklık sergiledi. Amerikalılar İran gemisini batırdı – silahsız, tatbikat için çağrılmış. Hindistan izin verdi ayrılmasına. Adamlık yapsaydı, "Misafirimizsiniz" derdi. Ama yapmadı, çünkü devlet değil, inek sidiğinde boğulan aşağılık ülke. Akıllarına geldi ama askeri ruh yok. Tarihleri sömürge.
Peki ya ABD Kovboylar, sığır çobanları. Hayvanlaşmışlar. Avrupa'da savaş ahlakından en yoksun topluluk olan Yunanlılar bile kurtarırdı. Ama Amerikalılar uçurdu havaya, kurtarmadı. Ahlaksızlığın seviyesi var mı Yok. Denizcilik kuralı: Batır, kurtar. Vikinglerde, İspanyol'da, Osmanlı'da böyle. Preveze'de Barbaros batırdı, kurtardı. SOS duyunca gidersin. Ama Amerikalılar yapmadı. İki ahlaksız devlet, denizciliği kara lekeye boyadı. İran umurumda değil, Molla rejimi batsın ama savaş ahlakı var!
Tarih, bu ahlakı binlerce örnekle kanıtladı. Antik çağdan başlayalım: MÖ 31'de Actium Savaşı. Octavian, Antony ve Cleopatra'yı yendi. Ama zafer sonrası, yenilenlerin cesetlerini denize atmadı; centilmenlik gösterdi, esirleri onurlu tuttu. Ortaçağa gel: 1340 Sluys Savaşı. İngiliz kralı III.Edward, Fransızları yendi. Ama batan gemilerden kurtulan Fransız denizcileri topladı, tedavi etti. "Düşman da olsa, denizci kardeştir" dedi adeta. 1499 Zonchio Savaşı: Osmanlılar Venediklileri yendi, ama sağ kalanları kurtardı, esir aldı ama işkence etmedi. Bu, şövalyelik ruhu.
1571 Lepanto: Haçlılar Osmanlı'yı yendi. Don Juan, Osmanlı denizcilerini kurtardı, esirleri onurlu tuttu. Osmanlı tarafında, yenilgide mertlik vardı – yaralı Haçlıları tedavi eden Osmanlı hekimleri.
1807 Dardanelles: İngilizler Osmanlı'ya saldırdı ama Osmanlılar batan İngiliz gemilerinden kurtulanları topladı, centilmenlik gösterdi. Tarih dolu böyle örneklerle. Ama neden Çünkü savaş ahlakı, insanlığı korur. Yoksa barbarlığa döneriz.
DENİZLERİN CENTİLMENLERİ: TARİH BOYU KURTARMA ÖYKÜLERİ
Deniz savaşlarının en büyük dersi: Batırdıktan sonra kurtar. Bu, insanlık tarihinin kuralı. Vikingler bile – o barbar sanılan Vikingler – batırdıkları gemilerden sağ kalanları toplar, köle yapar ama boğulmaya bırakmazdı.
Osmanlı'da Preveze Deniz Savaşı (1538): Barbaros Hayreddin Paşa, Haçlı donanmasını dağıttı. Ama sağ kalan Haçlı denizcileri kurtardı, esir aldı ama mertçe davrandı. "Düşman da olsa, denizin kuralı" derdi.
İngilizlerde: II. Dünya Savaşı'nda Atlantik'te, İngiliz destroyerleri Alman U-botlarını batırır, sonra sağ kalan Almanları toplardı. Almanlar da İngiliz gemilerinden kurtulanları.
Laconia olayı (1942): Alman U-botu Laconia'yı torpilledi. Ama kaptan Werner Hartenstein, sağ kalan İngiliz ve İtalyan esirleri kurtarmaya başladı. 200'den fazla kişiyi kurtardı, hatta Amerikan uçakları bombalasa da devam etti. Amiral Dönitz emriyle kurtarma durduruldu ama o çaba, centilmenlikti. Bismarck battığında (1941): İngilizler Bismarck'ı batırdı, ama sağ kalan Alman denizcileri toplamak için gemilerini riske attı. U-bot korkusuyla bıraktılar ama çaba vardı.
Midway (1942): ABD destroyerleri kendi gemilerinden kurtulanları toplarken, düşman Japonları da aldı. Pasifik'te bile centilmenlik.
Fransız corvette Aconit, Alman U-444'ü batırdı, sağ kalan Almanları kurtardı. Tarih, "Batır, kurtar" der. Bu, centilmenliktir. Ama neden Çünkü deniz acımasız; dalgalar ayrım yapmaz. Beyaz üniformalar kirlenmesin diye giyilir – dış temizlik, iç ahlakı simgeler.
Ortaçağ'da Malta Savaşı (1283): Aragonlular, Angevileri yendi, ama sağ kalanları kurtardı. Lepanto'da bile, yenilen Osmanlılar Haçlı yaralılarını tedavi etti.

32