Son günlerde jeopolitik gündemin en sıcak başlığı, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik olası bir kara harekâtı senaryoları. İsrail'in katil, soykırımcı ruh hastası ve Siyonist Başbakanı Netanyahu, "Kara harekâtı için masada pek çok seçenek var, hepsini şu an paylaşmayacağım" diyerek fitili ateşledi. ABD Başkanı Donald Trump'a ise, "Bu yeni bir Vietnam olur mu, korkuyor musunuz" diye sorulduğunda, "Hayır, ben hiçbir şeyden korkmam" cevabını verdi.
Şu an tüm dünya medya organları, analizler ve uzmanlar tek bir soruya kilitlenmiş durumda: İran'a kara harekâtı olur mu Kharg Adası'nın işgali bile konuşuluyor. Ama dostlar, ben bugün size herkesin sorduğu bu soruyu sormayacağım. Benim sorum çok daha kritik, çok daha gerçekçi.
Ben diyorum ki: Diyelim ki o kara harekâtı yapıldı. Peki, sonra ne olacak Gelin, bu senaryonun askeri, ekonomik ve coğrafi gerçeklerini, kimsenin cesaret edip konuşmadığı o karanlık tabloyu birlikte aralayalım.
IRAK DEĞİL, BURASI İRAN! COĞRAFYANIN KADERİ
Birçok kişi, 2003 yılında ABD'nin Irak'ı işgalini hatırlıyor. Bağdat sadece 21 günde düşmüştü. Hafızalardaki bu görüntü, İran için de benzer bir senaryonun mümkün olduğu yanılgısını yaratıyor. Bu, askerî açıdan devasa bir hata olur.
Öncelikle rakamlar yalan söylemez. İran, coğrafi olarak Irak'ın tam 4 katı, Afganistan'ın ise 2.5 katı büyüklüğünde bir ülke. Nüfusu 88 milyona dayanmış durumda; bu, Irak ve Afganistan'ın toplam nüfusundan bile %40 daha fazla demektir.
Ama asıl ve en büyük fark, kâğıt üzerindeki rakamlarda değil, toprağın yapısında gizli. Irak'ın büyük bölümü dümdüz çöldür. Tanklar hızla ilerler, askeri konvoylar akar, hava desteğiyle önünüzü kolayca süpürürsünüz. Irak'ı işgal etmek, düz bir otoparkta yürümeye benzer; her şeyi görür, engelleri aşarsınız.
İran ise tam bir dağ ülkesidir. Kuzeyden güneye uzanan heybetli Zagros Dağları, batıdan doğuya uzanan geçit vermez Elburz Dağları... İran'ın büyük şehirleri bu dağların içine adeta gömülmüştür. Başkent Tahran, Elburz Dağları'nın eteklerine kuruludur. Nüfusun büyük bölümü bu dağlık havzalarda yaşar.
İran'ı işgal etmeye kalkışmak, o daracık dağ geçitlerinde tırmanmak gibidir. Her dönemeçte bir pusu, her tepede bir keskin nişancı, her vadide ölümcül bir tuzak sizi bekler. İran'ı tam manasıyla işgal etmek için 500 bin ila 1 milyon arasında asker gerekiyor. Peki, ABD'nin şu an bölgedeki toplam askeri gücü ne kadar Sadece 50 bin civarında. İhtiyaç duyulanın onda biri bile yok!
AFGANİSTAN DERSİ VE ACIYA DAYANMA KAPASİTESİ
Afganistan'da ne olduğunu hepimiz gördük. ABD, tam 20 yıl boyunca orada kaldı. 2 trilyon dolardan fazla para harcandı. 5000'e yakın Amerikan askeri hayatını kaybetti, on binlercesi yaralandı. Sonuç ABD çekildiği an, Taliban ABD'nin geride bıraktığı bütün vekil savaşçılarını darmaduman etti. Afganistan tarihinin gelmiş geçmiş en kolpacı ve en hırsız figürü Raşit Dostum bile tutunamamış, skapağı İran'a atmıştı. Taliban, sadece 2 haftada tüm ülkeyi geri aldı. Sanki o 20 yıl hiç yaşanmamış, o paralar harcanmamış, o canlar gitmemiş gibi...
Şimdi soruyorum: Afganistan gibi bir coğrafyada 20 yılda başaramadığınızı, ondan çok daha büyük, çok daha güçlü ve dağlık bir yapıya sahip olan İran'da nasıl başaracaksınız
Burada ünlü ekonomist ve analist Ray Dalio'nun efsanevi bir tespitini hatırlatmak isterim: "Savaşta acıya dayanma kapasiteniz, acı verme kapasitenizden çok daha önemlidir."
İranlılar için bu savaş, siyasi bir mesele değil; varoluşsal bir savaş, bir intikam ve onur meselesidir. Onlar, hayattan daha değerli gördükleri bir şey için, vatanları için savaşıyorlar. Yapılan anketler çok net: İran halkının büyük çoğunluğu, mevcut rejimi sevmeyenler bile, olası bir yabancı işgaline karşı silahlı direnişi destekliyor.
Peki, Amerikalılar ne için endişeleniyor Benzin fiyatları, yaklaşan ara seçimler... Trump'ın kendi tabanı bile bu konuda bölünmüş durumda. Amerikan halkının büyük çoğunluğu yeni bir savaşa karşı. Ve siz, bu halk desteğiyle, İran gibi bir coğrafyada uzun soluklu bir kara savaşı mı yürüteceksiniz
Bu senaryonun sonu bellidir: Vietnam'da olanlar, Afganistan'da olanlar tekrar edecek. Savaş uzadıkça Amerikan halkı isyan edecek, seçimler kaybedilecek ve ABD, yine arkasına bakmadan çekilmek zorunda kalacak. İran stratejisini tam da bunun üzerine kuruyor: Savaşı uzat, acıyı artır, Amerika buna dayanamaz.
HAVA GÜCÜNÜN SINIRI VE HÜRMÜZ TUZAĞI
"Kara harekâtına gerek yok, hava gücüyle, füzelerle hallederiz" diyenler de var. 3 haftadır hava gücüyle vuruyorlar. Sonuç ne ABD, "İran'ın füze kapasitesini yok ettik" dediği günün ertesinde, İran yeni füzeler fırlattı.
İran'ın dağların içine, yerin derinliklerine gizlenmiş füze depoları 3 haftadır vurulabilmiş değil. Hatta ABD Genelkurmay Başkanı bile itiraf etmek zorunda kaldı: "İsfahan tünelleri çok derin. Mevcut bombalarımızla bunları yok edemiyoruz." İran, yer altındaki o devasa tesislerde her gün yeni füzeler, yeni dronelar üretmeye devam ediyor.
Hava gücü yetmiyor, kara gücü ise intihar demek. Peki, geriye ne kalıyor İşte kimsenin konuşmadığı, o dehşet verici kısım tam da burası.

16