Haluk Levent: Yedi kez denetlendik, her kuruşun hesabını verdik

Ahbap Derneği Genel Başkanı Haluk Levent, 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından derneğin yürüttüğü yardım faaliyetleri, toplanan bağışlar ve kamuoyunda uzun süredir tartışılan harcamalara ilişkin kapsamlı bir basın toplantısı düzenledi. Saatler süren açıklamasında deprem operasyonunun ilk anlarından başlayarak yürütülen lojistik faaliyetleri, satın alma süreçlerini, kamu kurumlarıyla koordinasyonu ve denetim mekanizmalarını ayrıntılı biçimde anlatan Levent, Ahbap Derneği'nin bugüne kadar yedi ayrı resmi denetimden geçtiğini ve bütün mali kayıtların ilgili kurumlar tarafından incelendiğini söyledi.

Konuşmasına kamuoyuna karşı bir özeleştiriyle başlayan Levent, deprem döneminde yaşanan olağanüstü şartlar nedeniyle bazı iletişim hataları yaptığını kabul etti. Depremin ilk günlerinde yaptığı "bütün faturaları açıklayacağım" açıklamasını hatırlatan Levent, daha sonra hukuki süreçler nedeniyle bunun mümkün olmadığını öğrendiğini belirtti. Özellikle ticari firmalara ait bilgiler, vergi numaraları ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin mevzuat nedeniyle faturaların kamuoyuna doğrudan açıklanamayacağını ifade eden Levent, buna rağmen tüm belgelerin eksiksiz şekilde İstanbul Valiliği ve İçişleri Bakanlığı müfettişlerine teslim edildiğini söyledi.

Denetim süreçlerine ilişkin de bilgi veren Levent, Ahbap'ın yalnızca kamu kurumları tarafından değil, aynı zamanda bağımsız denetim kuruluşları ile mali müşavirler tarafından da incelendiğini belirtti. "Artık beni denetleyecek kurum kalmadı." diyen Levent, derneğin bugüne kadar yedi kez resmi denetimden geçtiğini ve tüm kayıtların denetim makamlarına sunulduğunu ifade etti.

Basın toplantısında sık sık deprem sürecinin siyasi tartışmaların merkezine taşındığını dile getiren Levent, Ahbap'ın hiçbir zaman devlet kurumlarının yerine geçen bir yapı olmadığını vurguladı. Depremin ilk saatlerinden itibaren AFAD ekiplerinin, madencilerin, belediyelerin, güvenlik güçlerinin ve çok sayıda kamu görevlisinin sahada bulunduğunu belirten Levent, kamuoyunda oluşturulan "devlet yoktu, sadece Ahbap vardı" söylemini doğru bulmadığını söyledi.

"Türkiye'de yüz binlerce sivil toplum kuruluşu var. Biz onlardan yalnızca biriyiz. Hiçbir dernek devletin kapasitesiyle kıyaslanamaz." diyen Levent, Ahbap'ın görevinin devletin yürüttüğü büyük organizasyonu desteklemek olduğunu ifade etti.

Depremin ilk saatlerine ilişkin ayrıntıları da paylaşan Levent, 6 Şubat sabahı erken saatlerde Ahbap gönüllülerinin hem çevrim içi hem de sahada kriz masaları oluşturduğunu söyledi. İlk etapta en ağır yıkımın yaşandığı Hatay, Kahramanmaraş, Adıyaman, Malatya, Gaziantep, Osmaniye ve Adana'ya gönüllü ekiplerin sevk edildiğini belirten Levent, her ilde kısa sürede lojistik merkezler oluşturduklarını anlattı.

Kurulan lojistik merkezlerinde yalnızca Ahbap'ın satın aldığı ürünlerin değil, vatandaşlar ve kurumlar tarafından gönderilen ayni yardımların da tasnif edilerek ihtiyaç bölgelerine sevk edildiğini ifade eden Levent, gönüllüler arasında araç kullanımı, depo yönetimi, evrak takibi, iletişim ve koordinasyon gibi görevlerin hızlı şekilde paylaştırıldığını söyledi.

Deprem bölgesindeki çalışmaların tamamen kamu kurumlarıyla koordinasyon içerisinde yürütüldüğünü vurgulayan Levent, her ilde valilikler, kaymakamlıklar, AFAD ve diğer kamu kurumlarıyla sürekli bilgi alışverişi yapıldığını belirtti. Yardım malzemelerinin hangi bölgelere gönderileceği, hangi ihtiyaçların öncelikli olduğu ve satın alma kararlarının büyük bölümünün sahadan gelen resmi bilgiler doğrultusunda alındığını ifade etti.

Operasyonların ilerleyen günlerinde doğrudan vatandaşlardan gelen talepleri daha hızlı karşılayabilmek amacıyla özel bir dijital sistem kurduklarını anlatan Levent, depremzedelerin internet üzerinden barınma, gıda, hijyen, jeneratör, ısıtıcı ve benzeri ihtiyaçlarını doğrudan Ahbap'a bildirebildiğini söyledi. Sisteme ulaşan her talebin gönüllüler tarafından telefonla doğrulandığını, ardından sahadaki ekiplerin ilgili adreslere giderek ihtiyaç sahiplerini yerinde kontrol ettiğini ifade etti.

Doğrulama sürecinin tamamlanmasının ardından ihtiyaç malzemelerinin depolardan hazırlanarak doğrudan depremzedelere ulaştırıldığını belirten Levent, dağıtılan her yardımın resmi teslim-tesellüm belgeleriyle kayıt altına alındığını söyledi. Daha sonra İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin denetimler sırasında bu teslim belgelerinden rastgele örnekler seçerek yardım alan vatandaşları tek tek aradığını ifade eden Levent, görüştükleri kişilerin yardımları aldıklarını doğruladığını ve derneğe teşekkür ettiklerini aktardı.

Levent, ilk altı ay içerisinde yedi ilde görev yapmak üzere üç binden fazla gönüllünün dönüşümlü olarak sahaya gönderildiğini belirterek, gönüllülerin uzun süre aynı bölgede kalmasının hem fiziksel hem de psikolojik açıdan ciddi yıpranmaya yol açacağını düşündükleri için vardiyalı çalışma sistemi oluşturduklarını söyledi.

Basın toplantısının ilk bölümünde deprem operasyonunun organizasyon yapısını ayrıntılarıyla anlatan Haluk Levent, Ahbap'ın faaliyetlerinin büyük bölümünün kamu kurumlarının yönlendirmesiyle yürütüldüğünü ve hiçbir yardım faaliyetinin kayıt dışı gerçekleştirilmediğini vurguladı.

ÇADIR, KONTEYNER, KONUT VE OKUL PROJELERİNİN AYRINTILARI PAYLAŞILDI

Basın toplantısının ikinci bölümünde deprem döneminde kamuoyunda en fazla tartışılan yardım kalemlerini tek tek açıklayan Haluk Levent, özellikle Kızılay'dan satın alınan çadırlar, konteyner projeleri, konut yapımı ve bağışların kullanımıyla ilgili ayrıntılı bilgiler verdi.

Levent, depremin ilk günlerinde en büyük sorunun barınma olduğunu belirterek, afetin kış mevsiminde meydana gelmesi nedeniyle milyonlarca insanın acilen çadıra ihtiyaç duyduğunu söyledi. İlk saatlerde piyasada hazır afet çadırı bulmanın mümkün olmadığını ifade eden Levent, yaptıkları araştırmalar sonucunda Kızılay Çadır AŞ'nin yurt dışı için üretilmiş ve sevkiyata hazır çadırlara sahip olduğunu öğrendiklerini anlattı.

Bu çadırların satın alınmasının daha sonra kamuoyunda farklı tartışmalara neden olduğunu hatırlatan Levent, söz konusu alımın Kızılay'ın depremzedelere çadır göndermediği anlamına gelmediğini vurguladı. Asıl sorunun üretim değil, lojistik kapasite olduğunu belirten Levent, Ahbap'ın kendi ulaştırma imkânlarını kullanarak satın aldığı çadırları çok daha hızlı şekilde deprem bölgesine sevk ettiğini söyledi.

Açıklamaya göre Ahbap Derneği, deprem sürecinde yaklaşık 224 milyon liralık bütçeyle toplam 17 bin 553 çadır satın aldı.

Barınma çalışmalarının ikinci aşamasını konteyner kent projeleri oluşturdu. Levent, AFAD'ın teknik şartnameleri esas alınarak oluşturulan mühendislik ekibinin farklı üreticilerden teklifler aldığını, yapılan teknik değerlendirmelerin ardından şartnamelere uygun firmalarla sözleşme imzalandığını ifade etti. Yaklaşık 340 milyon liralık bütçeyle 5 bin 150 konteyner satın alındığını belirten Levent, bunların büyük bölümünün AFAD ve ilgili kamu kurumlarının koordinasyonunda depremzedelere teslim edildiğini söyledi.

Deprem bölgesindeki en büyük yardım kalemlerinden birini de gıda desteği oluşturdu. Açıklanan verilere göre Ahbap, yaklaşık 346 milyon liralık harcamayla 1 milyon 66 bin 928 adet gıda kolisini deprem bölgesine ulaştırdı. Dağıtımların valilikler, belediyeler, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları ile koordinasyon merkezleri aracılığıyla gerçekleştirildiği belirtildi.