Ateşkes mi Tiyatro mu

İran mollaları ile İsrail siyonistleri masanın altında el sıkışırken, halk barış masalına inanıyor—peki gerçekten birbirlerine düşman mı, yoksa aynı parayı paylaşan ortaklar mı?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, ABD-İran-İsrail ateşkesini iki hırsız çetenin ganimetlerini sayması olarak yorumluyor; mollalar ve siyonistlerin halka düşmanlık masalı anlatırken offshore hesaplarını doldurmakla meşgul olduğunu iddia ediyor. Yazarın kilit argümanı, siyasi çatışmaların çoğu zaman insanların inanç ve vatanseverliklerine seslenir ancak yapı içinde güç ve servet çalmak için olduğudur. Ancak bu tür komplo teorisi türü argümanlar, karmaşık jeopolitik realiteleri basitleştirmeyerek, insanların meşru siyasi görüşleri hakkında ne söyleyebilir?

Günaydın aziz okurlar, sevgili "her söylenene inanan, sabah akşam televizyondaki o gravatlı budalaları dinleyen" vatandaşlarım. Bugün pazar. Yani o mübarek gün. Hani şu her şeyin güllük gülistanlık olduğu sanılan, ama aslında arka planda devasa kazıkların "diplomasi" adı altında yağlandığı o meşhur gün.

Konumuz, son günlerin en büyük tiyatrosu: Büyük ABD-İran-İsrail "Hadi Birbirimizi Yiyormuş Gibi Yapalım" ateşkesi.

Maşallah, 15 günlük ateşkes ilan edildi. Bizim yerli ve milli saftirikler yine "barış geldi" diye seviniyor, entellerimiz ise "stratejik derinlik" masalları anlatıyor. Oysa kazanan kim Tabii ki o meşhur "Şionistler" ve "Siyonistler".

MOLLA'NIN "ŞİON"U MU, SİYON'UN "MİLYON"U MU

Bakın şimdi size bir bilmece. Elimde iki grup var. Bir tarafta sakalları göbeğine inmiş, sabah akşam "Amerika'ya ölüm" diye bağırıp öğleden sonra İsviçre bankalarındaki offshore hesaplarını kontrol eden Tahran mollaları. Biz onlara artık "Şionistler" diyelim. Neden mi Çünkü adamların serveti milyon değil, milyar da değil, artık "şiyon" basamağına ulaştı da ondan! Bu "şion" kelimesini ben uydurdum ama onların çaldığı rakamların yanında benim uydurduğum kelime bile çok "namuslu" kalır.

Öbür tarafta ise, "vatan, millet, Tevrat" diyerek Filistinli garibanı önce öldüren, sonra zeytin ağacını çalan, diaspora yardımlarıyla kendine Londra'da, Miami'de malikane bakan Tel Aviv'in o meşhur "Siyonist hırsızlar çetesi".

İkisi de aynı yolun yolcusu azizim. Biri "Velayet-i fakih" diyor, öbürü "ırk" diyor, ama ikisi de parayı görünce aynı hedefe koşuyor: İsviçre bankaları! Kur'an'dan ayet okurken offshore hesap numarasını ezberleyenlerle, Tevrat'tan pasaj geçerken diaspora fonlarını nasıl "iç edeceğini" düşünenlerin el sıkıştığı o karanlık dehlizlerdeyiz bugün.

İRAN MOLLASI VS. İSRAİL SİYONİSTİ: KİM DAHA GÜZEL ÇALIYOR

Şimdi gelin bir kıyas yapalım. Bizim Tahranlı Şionist mollalar biraz daha "geleneksel" çalışıyorlar. Hayatı yaşamayı pek bilmezler. Üstlerinde o meşhur cübbeler, altlarında belki bir atleti bile olmayan gariban halkı "şehitlik" masallarıyla uyuturken; kendileri balya balya dolarları, euroları yastık altına değil, doğrudan Cayman Adaları'na istifliyorlar. Adamların para sayma makinesi bozulunca ağlıyorlar, çünkü hayatları para saymaktan ibaret. Estetik yok, keyif yok, sadece o "şilyonları" istiflemek var. Bunlar parayı biriktirmeyi sever ama harcamayı bilmezler. Parayı biriktirip üstüne kuluçkaya yatarlar.

İsrailli Siyonist hırsızlar ise öyle mi Onlar hayatı yaşamayı biliyorlar azizim. Onlar "Batılı" hırsızlar. Diasporadan gelen yardımları "milli savunma" diye cebe indirip, sonra o paralarla İbiza'da, Miami'de günlerini gün ediyorlar. Filistinli köylünün koyununu çalıyorlar, sonra o koyunu "Koşer (helal kesim)" diye Tel Aviv'in en lüks restoranlarında şarap eşliğinde mideye indiriyorlar. Yani bir tarafta "para saymayı seven" somurtkan, asık suratlı mollalar; öbür tarafta "parayı yemeyi bilen" arsız, namussuz, şerefsiz neşeli Siyonistler.

BEN KİM OLAYIM ŞİMDİ

İşte ben, Erdal Şimşek, bu sabah aynanın karşısına geçtim ve kendi kendime sordum: "Erdal oğlum, sen bu 15 günlük ateşkeste hangi tarafta olsan daha karlı çıkarsın"

Hırsız Siyonist mi olsam Şöyle New York'taki teyze çocuklarından gelen fonları toplayıp, "Ateşkes var ama her an vurabiliriz, daha çok para lazım" diyerek kasayı mı doldursam Yoksa Hırsız Şionist (Molla) mi olsam Sakalı uzatıp, "Müminler, sabredin, offshore hesaplarımız dolunca Kudüs'ü kurtaracağız" diye vaaz verip, halk açlıktan kırılırken ben balyaları mı saysam

Karar veremedim. Çünkü ikisi de çok cazip! İkisi de halkı "düşmanlık" masalıyla uyutup, perde arkasında birbirine kadeh tokuşturuyor. Düşünsenize, Netanyahu ile Hamaney'in özel bir WhatsApp grubu olduğunu:

Bibi: "Hacı, bu 15 günlük ateşkes işi tuttu, bizimkiler yedi. Sen paraları İsviçre'ye geçirdin mi"

Hamaney: "Geçirdim Bibi'm, sağ ol. Senin şu diaspora yardımlarından bana da bir sakal atar mısın"

Bibi: "Lafı mı olur, helali hoş olsun! Bizimkiler Gazze'de ev yıkarken senin payını ayırdık."

MESELE SADECE PARA DEĞİL, MESELE "EŞEKLİK"

Şimdi burada bir parantez açalım: "Türkiye'de bir insan tipi vardır; bilmez, bilmediğini de bilmez, öğrenmek de istemez, öğretene de kızar!" İşte bizim o meşhur "İrancı" veya "İsrailci" takımı tam da budur.

İranlı molla paraları Cayman Adalarına aktarırken, bizim buradaki "aklı kıt" tayfa "İran İsrail'i haritadan silecek" diye bekliyor. Öbür tarafta, İsrailli siyonist çete diaspora paralarıyla yat kat alırken, bizim "modernist" tayfa da