Bazı geceler vardır... Takvim yapraklarında bir tarih olarak kalmaz; hafızalara, kalplere ve meslek tarihine kazınır.
Çukurova Gazeteciler Cemiyeti'nin kuruluşunun 51. yılı nedeniyle düzenlenen "Duayenlere Saygı ve Basın Yarışması Ödül Töreni" tam da böyle bir geceydi. Ödüllerin dağıtıldığı, başarıların alkışlandığı bir organizasyon olmanın çok ötesinde; vefanın, meslek dayanışmasının ve insanlığın en güzel değerlerinden birinin sahneye çıktığı unutulmaz bir buluşmaydı.
Çünkü o gece asıl ödüllendirilen sadece gazeteciler değildi.
Asıl ödüllendirilen emekti.
Asıl ödüllendirilen hatıralardı.
Asıl ödüllendirilen vefaydı.
Gazetecilik zor meslektir. Bayramı yoktur, tatili yoktur. Kimi zaman bir felaketin ortasında, kimi zaman gecenin en karanlık saatlerinde toplumun gözü, kulağı ve sesi olursunuz. Bir ömür boyunca gerçeğin peşinde koşmanın karşılığı çoğu zaman ne zenginliktir ne de makam.
Haberin DevamıGeriye yalnızca onurlu bir meslek hayatı kalır.
İşte bu nedenle meslekte 50 yılını tamamlayan duayen gazetecilere verilen plaketler son derece anlamlıydı. O isimler yalnızca kendi hikâyelerini yazmadılar; Adana basınının tarihini de yazdılar. Nice genç gazetecinin yetişmesine katkı sundular, nice önemli olaya tanıklık ettiler.
GÖZYAŞINA SIĞAN YARIM ASIR: BİR PLAKETTEN FAZLASI
Gazetecilik; sadece haber yazmak, fotoğraf çekmek ya da mikrofon uzatmak değildir. Gazetecilik aynı zamanda emektir, fedakârlıktır, gecesini gündüzüne katmaktır. Bir ömür boyunca gerçeğin peşinden koşan insanların hikâyesidir. İşte bu yüzden meslekte 50 yılını dolduran duayen gazetecilerin onurlandırılması son derece anlamlıydı. Fakat gecenin en duygusal anı, kuşkusuz şu an Çukurova Gazeteciler Cemiyeti'nin başkanlığını yürüten Kurtul Çakın'ın babası Çukurova Gazeteciler Cemiyeti eski başkanı Kurtar Çakın'a plaket vermesi sırasında yaşandı.
VALİ YAVUZ: BABA İLE OĞUL ARASINA GİRMEK OLMAZ
Adana Valisi Mustafa Yavuz'un, "Baba ile oğulun arasına girmek doğru değil" diyerek Kurtar Çakın'ın plaketini vermesi için ÇGC Başkanı Kurtul Çakın'ı sahneye davet etmesi salonda büyük bir alkışla karşılandı. Belki de o anda salondaki herkes aynı duyguyu hissetti.
Haberin DevamıO an sadece bir ödül takdimi değildi. O an, yarım asırlık bir gazetecilik mücadelesine duyulan saygının, bir evladın babasına duyduğu gururun ve mesleki mirasın nesilden nesile aktarılışının sembolüydü.
Kurtul Çakın'ın babasına plaketini verirken ellerini öperek gözyaşlarına hâkim olamaması, salondaki herkesin yüreğine dokundu. Çünkü orada yalnızca bir cemiyet başkanı yoktu. Karşımızda, mesleğin bütün değerlerini babasından öğrenmiş bir evlat vardı. Ve karşısında da ömrünü gazeteciliğe adamış, nice gazetecinin yetişmesine katkı sunmuş bir duayen...
VEFA SADECE BİR SEMT ADI DEĞİL
Günümüzde vefa duygusunun giderek azaldığından sıkça söz ediyoruz. İnsanların emeklerinin unutulduğu, geçmişe yeterince sahip çıkılmadığı bir dönemde Çukurova Gazeteciler Cemiyeti'nin sergilediği bu yaklaşım takdire şayandır. Çünkü vefa sadece bir semt adı değildir. Çünkü kurumları güçlü yapan yalnızca binaları veya bütçeleri değildir; geçmişine sahip çıkan anlayışlarıdır.
Haberin DevamıToplum olarak en çok ihtiyaç duyduğumuz değerlerden biri belki de budur. İnsanların hayattayken kıymetinin bilinmesi, emek verenlerin unutulmaması ve geçmişe sahip çıkılması...

30