Siyasi partilerin kampanya süreçlerinde kullandığı dil ve sloganlar, o partinin toplumun sosyolojik kodlarını ne derece doğru okuduğunun da bir göstergesidir. CHP'nin bu bağlamda genel bir başarısızlığının göze çarptığı söylenebilir. CHP'nin yaklaşık son 15 yıldaki sloganlarına baktığımızda, halkla kurulan bağın bazen koptuğunu, bazen de hedefin yanlış seçildiğini görüyoruz. Bunun son örneği, son günlerde sıkça dile getirilmeye başlanan "Geçim yoksa seçim var" sloganıdır.
Siyasetin dili aslında seçmenin kalbine ve aklına giden en kısa yoldur. Ancak CHP, bu yolu bazen çok afaki kelimelerle doldurmuş, bazen de seçmenin beklentilerini tam olarak anlayamadığı için amacı ıskalamıştır.
Kılıçdaroğlu'nun İlk Yılları: Ne Dediği Anlaşılmayan SloganlarKemal Kılıçdaroğlu'nun partinin başına geçtiği 2011 seçimlerinde "CHP varsa herkes için var" sloganı kullanıldı. Bu slogan aslında Bülent Ecevit CHP'sinin halkçı perspektifine geri dönerek "biz kimseyi ayırmıyoruz" demek istiyordu. Ancak o dönemde AK Parti'nin somut başarılarını öne çıkaran sloganlarının yanında bu slogan çok havada kaldı; somut bir karşılık üretemedi. Seçmen bu cümleden kendine bir çıkarım yapamadı, heyecanlanamadı.
2014 Yerel Seçim Kampanyası: Kendi Ağırlığı Altında Ezilen Bir SöylemCHP'nin 2014 yerel seçimlerinde kullandığı "Varlık içinde, birlik içinde, özgür biçimde" sloganı da siyasal iletişim açısından ciddi sorunlar barındırıyordu. Bu slogan, seçmene doğrudan dokunamadı. Slogan birkaç nedenle başarısızlıkla malûldü: İlk olarak, fazla kitabî ve halktan uzak bir dile sahipti. "Özgür biçimde" gibi zarf yapılarıyla gündelik dilde konuşulmaz. Mesela hiç kimse "Bugün özgür biçimde sandıkta oyumu kullandım." demez. İkincisi, slogana soyut kavramların belirsizliği hakimdi. Seçmenler için "varlık" kelimesi somut bir karşılığı akla getirmedi. Mesela "bolluk" daha gündelik bir kavram olduğu için daha uygun olabilirdi. Slogandaki anlamıyla varlık, gündelik dilde muhtemelen 1944'te Varlık Vergisi'nin kalkmasından beri pek kullanılmamıştır. Birlik ise neyin birliği olduğunu belirtmekten acizdi. Toplumun mu, halkın mı, milletin mi, ulusun mu Nitekim bu belirteçlerin hepsi üç aşağı beş yukarı aynı anlama gelse de halk nezdindeki karşılıkları, içerdiği siyasal-ideolojik tını sebebiyle farklıdır.
En Büyük Hata: "Ekmek İçin Ekmeleddin"CHP tarihinin belki de en çok eleştirilen sloganı 2014 Cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasında kullandığı "Ekmek için Ekmeleddin" sloganı oldu. Sırf adayın ismiyle uyumlu olsun diye seçilen "ekmek", seçmeni amacı sadece karnını doyurmak olan bir güruh olarak gören onur kırıcı bir tercihti. Cumhurbaşkanlığı makamı halkın gözünde çok yüksek bir makamdır. İnsanlar o koltukta güçlü, karizmatik ve dünyada sözü geçen bir lider görmek ister. "Ekmek" vurgusu ise bu makamın ağırlığını azaltan hatta hiçe sayan bir tercihti. Kaldı ki halkın "ekmek" derdi, cumhurbaşkanının değil, hükümetin vazifesiydi.
2015 ve 2019: Kısa Bir Başarı Hikâyesi2015 yılındaki "Yaşanacak bir Türkiye" sloganı, CHP için bir dönüm noktasıydı. Parti ilk defa halka hitap edebilen bir slogan belirlemeyi başarmıştı. Ancak bu kez de bir zamanlama hatası yapılmış oldu. Slogan güzeldi ama dönemin konjonktürü gereği öne çıkan beka sorunu söylemi, CHP'nin bu vaatkâr sloganını gölgede bıraktı. Yine de bu dönem, CHP'nin halkın diline en çok yaklaştığı zamanlardan biriydi. 2019 Yerel Seçimlerindeki "Martın sonu bahar" sloganı da siyasal dilinden dolayı değil ama dönemin siyasal konjonktüründen dolayı başarılı sayılabilir. Nitekim tercih edilen pozitif dil, özellikle büyükşehirlerde karşılığını bulmuştu.
2023: Fazla Hayalperest Bir Dil2019'da yereldeki göreceli başarısını genel seçime de taşımak isteyen CHP, "Sana söz yine baharlar gelecek" dedi. Bu slogan, 2019 Mart'ının sonunda geldiğini düşündükleri baharın bir tekrarını imâ etmişti. Ancak "bahar" dili bu kez tutmadı. Bu metafor, genel seçimlerin daha yüksek siyasal rekabeti ve güvenlik, ekonomi ve istikrar gibi makro başlıklarının belirleyici olduğu bir atmosferde özellikle AK Parti'nin savunma sanayii, yerli ve milli teknoloji hamlesi vb. odaklı etkili siyasal dili karşısında güçlü bir etki yaratamadı. Bu nedenle slogan, seçmenin gündemindeki somut taleplere güçlü bir karşılık üretmekte yetersiz kaldı.

4