Yüreğinize sağlık

Tüylerimizi diken diken eden bir ortam.

Belki de Türkiye'nin hiçbir milli maçı bu kadar özel anlam taşımamıştı. Merih'e verilen gereksiz cezanın, Türkiye için aslında bir ödül olduğunu eminim UEFA bile hesaplayamamıştı.

Bırakın bu haksız cezanın takım üzerinde yarattığı motivasyonu, bu ceza dünyanın dört bir yanındaki insanımızı birleştirdi, bütünleştirdi.

Milliyetçilikle ırkçılığı aynı kefeye koyan UEFA Disiplin Kurulu'na Merih Demiral'ın en kısa sürede 'Türk Milliyetçiliği'ni anlatan bir kitap hediye edeceğine inanıyorum.

Elbette maç öncesi yaratılan bu gergin atmosfer bizi motive ederken, aynı zamanda germişti de. Alman polisinin son derece barışçı taraftar yürüyüşlerine karşı saçma sapan yaklaşımı, gözaltı eylemleri doğrusu umudumuzu kırmıştı.

Bize karşı oluşturulan önyargının sahaya da etki edeceğini ister istemez düşünmeye başlamıştık. Maç başladığında rakibini tartan bir Montella takımı gördük.

Hücumdan önce, Hollanda'nın hücum aksiyonlarına karşı adeta bir test dönemi oldu ilk 15 dakika. Daha sonra Bizim Çocuklar, hücumda da boy göstermeye başladı. Birkaç tehlikeli pozisyon da bulduk ama yararlanamadık. Burada Barış Alper'in dünyanın en iyi stoperi olarak gösterilen Van Dijk'a karşı mücadelesini bir kez daha alkışlıyorum.

İşte bu ataklardan birinde korner kazandık. Hakan'ın kullandığı o kornerde Hollanda savunmasının uzaklaştırmaya çalıştığı top Arda Güler'e geldi. Arda da tıpkı Avusturya maçında Merih Demiral'ın başına nişanladığı gibi, bu kez onun cezalı olması nedeniyle yerine oynayan Samet Akaydın'ın başına nişanladı.