Yolun sonu görünüyor

Gündüz Erzurum-Çorum maçını seyrettim, daha çok keyif aldım. Oturun seyredin, futbol adına heyecan duyacağınız her şey var.

Burak Yılmaz'ı burada yeri gelmişken tebrik ediyorum. Hangi takıma dokunsa büyük bir değişim yaşatıyor. Gaziantep'te geçen sezon aynı şeyi yapmıştı, şimdi Çorum'da harika bir çıkış yakaladı. Akşam geldik Fenerbahçe maçına Arap ‑smail gitmiş, onun sarışın versiyonu gelmiş.

Kuyt'la takımda öyle "‑şte bu" diyeceğin bir değişim, dönüşüm yok. Yine durağan, yine ürkek, yine hata üstüne hata. Bakıyorum takımın en iyisi, en yaşlıları. Kante enerjisiyle ve tecrübesiyle, Ederson da kurtarışlarıyla Fenerbahçe'nin ilk yarıda geriye düşmesini önleyen isimlerdi.

Fenerbahçe'de beğendiğim bir başka oyuncu da Lukaku'ydu. Hücumda doğru pozisyon aldı, topu sakladı, duvar oldu. Nitekim birinde de Guendouzi'ye golü de böyle bir pozisyonda attırdı ama çok yalnız kaldı.

Kerem Aktürkoğlu hem futbol hem de öz güven olarak çok gerilemiş. Yaptığı boş koşuların dışında oyunda yok. Oyuncuların başarısız sonuçlardan sonra kendi sahasında baskı altında kaldığını, stres yaptığını ve verimliliklerinin düştüğünü de kabul ediyorum.

Ama bu düzeyde bir takım her şeyden önce bütün bu streslerle başa çıkmayı da bilmeli. İlk yarı soyunma odasına önde giden Fenerbahçe'yi ikinci yarıda biraz daha rahatlamış ve oyun kalitesini yükseltmiş olarak görmeyi umuyordum.

Ama Kerem'in çok uygun pozisyonda direğe nişanladığı top bitecek maçı tersine çevirdi. Göztepe iki dakikada iki gol bularak öne geçti. İlk gol Guendouzi'nin hediyesiydi ama Skriniar'ın pozisyondaki ağırlığını da not etmek lazım.