Ustalarla 45 dakika

Öncelikle sakatlanan Oosterwolde'ye geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Umarım bir an önce sağlığına kavuşur ve geri döner.

Uzun zaman sonra ilk kez Fenerbahçe'yi beğendim, güzel bir maç izledim. Belli ki Başkan Aziz Yıldırım'ın, "Lider"lik anlayışı takıma da yansımış. Sahada Fenerbahçeli oyuncular, bir lider gibi durdu, ilk dakikadan itibaren rakibe "Patron benim" mesajını verdi.

Tabii bu anlayışın takıma kazandırılması ve özgüvenin yükselmesinde İsmail Kartal'ın hakkını da teslim edelim. 99 puan toplamasına rağmen Fenerbahçe'den gönderilmiş bir teknik adam olmanın verdiği burukluğu bir kenara bırakıp, işine dört elle sarıldı.

Bu defa daha iyisini yapmak için son dakika gelmesine rağmen takımı kısa sürede toparladı. Takımda yerli ve yabancı oyuncuların da çok yüksek bir sahiplenme duygusuyla sahada mücadele ettiğini, yardımlaştığını, birbirlerine karşı müthiş bir sevgi ve saygı beslediklerini gördük.

Durum böyle olunca tribünün de takımla bütünleşmesi kolaylaşıyor. Dün gördük ki bu bütünlüğün sağlanması yönünde Kadıköy'de harika bir atmosferin temelleri atılıyor.

Kısa paslar, çabuk paslaşmalar, boş alan yaratma ve topu kullanma konusunda çok becerikli bir Fenerbahçe izledik.

Sturm Graz takımı genç ve dinamik bir ekip, buna rağmen Fenerbahçe onların sert mücadelesini boşa çıkaracak bir anlayışla ve disiplinle mücadele etti.

Son dakikada Avrupa kadrosuna dahil edilen Kante'nin, eski günlerini andıran performansı, Semedo'nun kanattaki mücadelesi de unutulmamalı. İlk yarıda iki de güzel gol buldu. Üstelik golcüsü olmamasına rağmen skor üretme başarısı gösterdi.