Yazar, Galatasaray'ın Osimhen'in yokluğunda hücum bölgesinde yaşadığı dağınıklığı vurgulayarak, takımın pasif oyun stratejisinin modern futbolda işe yaramadığını savunuyor. Fenerbahçe ve Beşiktaş gibi kaliteli takımlara karşı sadece defans kurarak puan almak imkânsız olduğu için bu strateji başarısız hale gelmiş. Peki, Galatasaray'ın sezon sonu başarısı gerçekten sadece bir golcünün yokluğuna mı bağlı?
Bir gün önce Kayseri'yi eleştirmiştim, Fenerbahçe karşısında futbol adına ortaya hiçbir şey koymadıkları için. Dün de Kocaeli ilk 45 dakika aynı stratejiyle oynadı.
Al birini, vur ötekine durumu vardı. Tamam, takım ve bireysel kalitenin kora kor mücadele edecek ölçüde olmamasını anlıyorum. Ama bu kadar pasif oyunu da tasdik edemem. İlk yarıda Galatasaray, topa sahip olmada 71-29 üstünlük sağlamış.
Skorda da 1-0 önde. Eskiden takımların 'Çanakkale geçilmez' oynamasını bir ölçüde anlardım. Ama artık bu sistem işe yaramıyor. Çünkü Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş gibi takımlarda hücum oyuncularının bireysel kalitesi çok yüksek ve 90 dakika kapanarak puan almak imkânsız.
Mutlaka golü de düşünmek gerekiyor. Golü yiyene kadar hücum düşünmeyen takımlar, ondan sonra geriye düşüp, skor altından kalkmak için çırpınıyor.
Kocaelispor'un dün geri düştükten sonra "gayet güzel hücum" da yapabildiğini gördük. Nitekim birkaç tehlikeli pozisyon da yakaladılar. Ardından da beraberlik golünü buldular. Sonrasında Okan Buruk'un hamleleri ve biraz da "telaşlı, panik ataklarını" gördük.
Galatasaray, Osimhen'in yokluğunu çok hissediyor. Gerçekten de Nijeryalı, takımın sadece gol yükünü değil, ruhunu da taşıyordu. Sahada savaşan bir ekip olma adına çok fazla özverisi vardı. Onun yokluğunda hücum bölgesinde hep bir dağınıklık var.
Pozisyon bulsalar da bunu tabelaya yansıtmakta zorlanıyorlar. Eskiden böyle maçların golcüsü Icardi vardı. Az pozisyondan çok iş çıkartırdı, o yüzden de taraftarla arasında çok derin bir duygusal bağ oluşmuştu ama dün Okan Buruk onu oyuna almakta gecikti.

19