Dün gördük ki Fenerbahçe'nin bir atımlık barutu varmış; onu da Trabzon'da kullanmış. Trabzon'da agresif olan Fenerbahçe, dün çok mülayimdi. Orta sahada bu kadar yumuşak oyuncularla İngilizlerin karşısına çıkarsan seni böyle ezerler.
Trabzonspor maçının en iyisi İsmail Yüksek'in neden kulübede oturduğuna, Cherif'in neden ilk 11'de olduğuna anlam veremedim. Bunun tek yorumu, Fenerbahçe'nin Avrupa'da değil ligde şampiyon olmak istediği.
Avrupa maçına da "ya tutarsa" havasıyla çıkılmış. Fenerbahçe'nin lider Galatasaray'la arasında 3 puan fark var. Nottingham Forest'in da düşme potasındaki West Ham'la arasında 3 puan var. Ama şampiyonluğa oynayan takımla ligde tutunmaya çalışan takım arasında sahada uçurum var.
İlk yarıdaki istatistiklere bakıyorum, korkunç. Fenerbahçe kaleyi hiç tutturamamış. İki tane karavana şut atmış. Rakip, 3'ü isabetli olmak üzere 15 şut çekmiş ve soyunma odasına 2-0 önde gitmiş.
Fenerbahçe'nin iplere yaslanan ve rakibinden sürekli dayak yiyerek gongun çalmasını bekleyen bir boksör gibi hakemin düdüğünü beklemesi hiç yakışık almadı. Bu takım İngiltere Ligi'nde 25 gol atmış ve 38 gol yemiş. Fenerbahçe ise 51 atmış, 20 gol yemiş.
Ama bu iki takımın karşılaşmasındaki ilk 45 dakikada gol şanslarına bakıyorsun; aralarında uçurum var. Türk futbolu ile İngiliz futbolu arasındaki bu farkın biraz da yukarıda anlattığım Fenerbahçe'nin yumuşaklığından kaynaklandığını düşünüyorum.

26