Haydi Abbas vakit tamam!

Milli Takım'ın maçı var, ama bizde o heyecan yok. Küskünüz... Kırgınız. Hani, "Bayram gelmiş neyime, kan damlar yüreğime" diye bir türkü vardı. Tam da o moddayız.

Milli Takım'ın maçı var ama federasyon bahis, mobbing, yetki skandallarıyla kaynıyor. Bu takımın patronu kimdir

Türkiye Futbol Federasyonu... Orada olup bitenlere, dönen dolaplara bakınca bu çocuklar kaybetseler de emeğine saygı duyuyorum.

En azından Ay-Yıldız'ı layıkıyla temsil etmek için sahada ter döküyorlar. Diğerleri oturduğu yerden başka işlerin peşindeler. Yazık, çok yazık.

Hâlâ orada oturmalarına şaşıyorum. Bırakın gidin kardeşim, yokluğunuz, varlığınızdan daha ehvendir. Gelelim maça diyorum ama kafam öteki tarafa takılmış, Türk Milli Takımı'nın ruh halini anlıyorum. Onlar da benim gibi, ayaklar sahada ama kafalar bulanık...

Buna rağmen Belçika'ya karşı iyi başlıyoruz. Baskı oluşturuyoruz. Ama yine savunamıyoruz. Belçika'nın oyun sistemi bu ve her maç bu sistemle oynuyorlar.

Montella ne yapıyor merak ediyorum. Bu kadar basit gole karşı takımını hazırlayamamış ve yine abuk sabuk bir golle geri düşüyoruz. Arda Güler çok büyük yetenek.

Tamam da bütün hücumun gücünü de onun omuzlarına yüklemeye gerek yok. Ata jokey binerse anlarım da atın üzerine fil bindirirsen taşıyamaz.