Maç, olabilecek en kötü senaryoyla başladı. Galatasaray daha oyuna ısınmadan rakip iki fırsat bulup birini gole çevirdi. Atletico'nun iyi kurgulanmış atağında Galatasaray savunması tuzağa düştü. Sörloth'la o kadar meşguldüler ki iki kişi birden onun hamle yaptığı alana yönelince arkaya kaçan Atleticolu ortayı yaptı, Simeone de golü attı.
Abdülkerim ve Eren'in o pozisyonda rakibe yakın durmak yerine ortaya hareketlenmeleri hataydı. Galatasaray, golle birlikte toparlandı, kendi kimliğine döndü. Doğru hücumlar yapmaya başladı. Ama ne yazık ki Sallai-Sane ikilisinin sağ kanatta yaptığı iş birliği ve yardımlaşmayı solda Eren ve Barış ikilisinden göremedik.
Barış çok az geri döndü, ikili mücadelelerde de eski gücünden ve kararlılığından uzaktı. Osimhen için söylenecek fazla bir şey yok. Sert Atletico savunması arasında boğuşsa da çoğu zaman yenik düştü. Galatasaray, atakta olduğu ve gole yakın pozisyonlar bulduğu dakikalarda beraberliği de yakaladı.
Tıpkı onların ilk golde bizim savunmamızı gafi l avlaması gibi, Sallai arkaya kaçıp bomboş ortaladı. Kendi kalelerine atmasalar bizim atacağımız yoktu. Neyse ki doğru hücumun hakkını veren Llorente oldu.
İlk yarıda çok daha uygun pozisyonda Barış, arka direkte Llorente'nin yaptığını yapabilseydi Galatasaray soyunma odasına 2-1 önde gidecekti; dağlara taşlara vurdu. İkinci yarıda Galatasaray orta alanda üstünlüğü ele geçirdi.
Üst üste ön alan baskısıyla toplar kapıp tehlikeli olmaya başladı. Diego Simeone hemen müdahale edip Llorente'yi orta sahaya çekti ve yeniden dengeleri kendi lehine çevirdi. Daha sonra da Sörloth'u kenara alıp Griezmann'ı oyuna sürdü.

27