Golcüye Fransızız

UEFA Uluslar Ligi'nde biz de artık en üst klasmandayız. Burada kolay rakip yok. Maçtan önce Fransa'yı kesin favori görenler haksız değil.

Ama 'Bizim Çocuklar' da hafi fe alınamaz. Zidane bize karşı ilk kez Fransa'nın başında ama Didier Deschamps dönemine göre pek bir değişiklik yok.

Fransa'nın başında 14 yıl kalan Deschamps, gerçekten örnek başarılar elde etti ama artık onlar için de değişim zamanı gelmişti. Zidane ile yeni bir heyecan ve çıkış arıyorlar.

Kocaeli taraftarı da harika. Milli Takım'a müthiş bir destek var. Montella'nın başlangıç kadrosu da bana göre çok yerinde. Mbappe ve Olise gibi hücumda çok hızlı ve atletik oyuncuları olan Fransa'ya karşı saldırmak, ön alan baskısı yapmak çok akılcı değil. O yüzden kontrollü oyun ve geçiş hücumlarıyla skor aramak akıllıca.

Maçın ilk 30 dakikasında bu sistemin çok iyi işlediğini de söylemek lazım. İlk yarım saatte 3 net fırsatımız var.

Birinde Ferdi kafayı kalecinin üzerine vurdu, diğer iki fırsatta ise Barış Alper Yılmaz'ın eli ayağına dolaştı. Şampiyonlar Ligi dahil, birçok üst düzey arenada mücadele eden Barış gibi tecrübeli bir oyuncunun bitirici noktalarda telaşlı, heyecanlı ve acemice işlerini yadırgadım.

Belki de aşırı motivasyonun getirdiği gerilim. Doğru yerde doğru işleri yapamadı ve fırsatlar kaçtı. Penaltı istediği ikinci pozisyonda da hakem haklıydı.

İlk yarının son 10 dakikasında ise Fransa'nın çok bariz üstünlüğü vardı. İyi de pozisyonlar buldular. Hele Olise'in bir şutu var ki Uğurcan'dan başka kaleci çıkartamazdı. Sağına ve üst köşeye giden topu çok iyi tokatlayıp dışarı attı.