Futbolumuz küme düştü

Büyük hayallerle gittiğimiz Dünya Kupası'ndan ağır bir darbeyle geri dönmüştük.

En fazla ceza sahasına giren ve en çok şut çeken takım olduğumuzu her basın toplantısında defalarca anlatan Vincenzo Montella'nın kamuoyundan çok federasyonu hipnotize edişini izledik.

Öyle ki final oynayıp kupayı alacağımızı söyleyen TFF Başkanı Hacıosmanoğlu, faciadan sonra Montella'nın açıklamalarını en fazla sahiplenen isim oldu.

Villa vaatleriyle akılda kalan bir turnuva yaşadık. Birçok ülkede başarısızlığın faturası ödendi, görevlerini bizzat bırakan teknik adamlar oldu.

Biz ise ne kadar çok şut çektiğimizle övündük. Bu kez Uluslar A Ligi'nde yer alacağımız için mutlu olmamız istendi. Keşke istenmeseydi.

İlk 3 maçta öyle bir görüntü çizdik ki insanlarda ne heves kaldı ne heyecan. Açık konuşmak gerekirse bu dört maçtaki en iyi görüntüyü sergiledik.

En azından yeni bir plan gördük ve iş işten geçtikten sonra reaksiyon vermeyi alışkanlık edinen çocukları izledik.

İlk devrede golü yiyene kadar cesur bir takım vardı. Golü yedikten sonra ise aman fark açılmasın modu. Belki de doğrusu buydu.

61. dakikada Aral Şimşir ile golü bulunca yeniden heyecanlandık ama bu 5 dakika bile sürmedi. İtalyanlar 64'te tekrardan skoru lehlerine çevirdi.