Böyle maçlar savaşmadan kazanılmaz. Geri adım atan kaybeder. Evinde olmanın avantajını kullanıp umudu büyütmek önemli. Ama kabul edelim ki 180 dakikalık mücadelelerin ilk devresini kazanmak hiçbir şeyi garanti etmiyor.
Maç başladığında Galatasaray'ın, "Ben buradayım ve gözü karayım. Sana pabuç bırakmam" mesajı vermesini bekliyoruz. Ama tam tersi oluyor. İlk 3 dakikada 3 büyük hata var ki İngilizler golü bulsa belki de bir felaketin kapısı aralanacak.
Hiç hata yapmayacak adamların eli ayağına dolaşıyor: Lemina, Torreira, Sanchez... İlk pozisyonda Wirtz'in topu boş kale yerine auta atması büyük şans. Sonra savunma, en son da Uğurcan set çekiyor Liverpool'a.
Oyun bir türlü oturmuyor ve "Rus ruleti" kimin elinde patlayacak diye beklerken o ilk hatanın mimarı Lemina sahneye çıkıyor. Tekmeye koyduğu kafa, Galatasaray için kötü giden maçın iyiye dönmesi adına bir moral aşısı oluyor.
Pozisyonda Osimhen'in bir kule değil, gökdelen gibi yükselmesini de hayranlıkla izledik. Asisti yapan o Osimhen, 4 dakika sonra 2-0'a çok yaklaşıyor. Atması kaçırmaktan zor ama olmuyor.
Sonra Sanchez'in kör kafası var ki Alisson olsa kesin yerdi. Gürcü kaleci Mamardashvili parmaklarının ucuyla çıkardı. Ve sonra yeniden Liverpool atakları ve Uğurcan'ın kalesinde devleştiği, Galatasaraylı oyuncuların terinin son damlasına kadar mücadele ettiği 45 dakika...
İkinci yarıda Galatasaray savunmada temkinliydi ama hücumda da fırsat kollamaya devam etti. Çoğaldığı zamanlarda da net fırsatlar buldu. Osimhen'in attığı golü hakemin neden iptal ettiğine doğrusu bir anlam veremedim.

10