Ederson da olmasa...

Enteresan bir maç. İlk 20 dakika sahada bir Avrupalı gibi oynayan, istediğini yapan, pozisyon üreten ve rakibin çıkmasını engelleyen bir Fenerbahçe var.

Ama golden sonra roller tamamen değişti. Göztepe maçında kulübede oturan En Nesyri'yi satamayınca Tedesco sahaya sürmüş. Yani elde kaldı, mecburen faydalanalım durumu var.

Faslı golcünün çok iyi niyetli, Fenerbahçe aşkıyla yanıp tutuşan ve takımına yardım etmek için can atan bir oyuncu olduğunu düşünsek bile, olup bitenler onu Fenerbahçe'den ve golcülük özelliklerinden koparmış.

Ofsayt olduğu için sayılmayan goldeki vuruşuna bakın; bomboş kaleye topu atamıyor, direğe çarpıyor, dönüyor, falso alıp diğer direğin yanından ağlara gidiyor. Hemen ardından, yanılmıyorsan, Nene'nin kafasına nişanladığı bir orta var.

18 içinde markaj yok, ölçüp biçip vuracağı bir rahatlıkta. Topu iki köşeden birine gönderse gol ama o, alnının ortasıyla kalecinin üzerine vuruyor. Kornerle sonuçlanan pozisyonda İsmail'in kafa vuruşu ise En Nesyri'ye ders niteliğinde.

Üstelik çok daha zor bir pozisyonda... Galibiyet golünden sonra Fenerbahçe'nin oyununda müthiş bir düşüş var. Adamlar elini kolunu sallaya sallaya Fenerbahçe ceza sahasına kadar geliyor. Neyse ki ilk 45 dakikada müthiş bir kaleci izledik.