Futbolda taktik ve sistemler önemlidir. Ama en önemli şey inanmaktır. Dün sahada inanmış bir Fenerbahçe vardı.
Şartlar ne olursa olsun turu geçen taraf olma kararlılığı ilk dakikadan itibaren Kadıköy'de rakibe en net ve sert biçimde hissettirildi.
Maçtan önce Hollanda basınında çok ilginç yorumlar vardı. Haklı olarak Fenerbahçe'nin, rövanşta saldıracağını ve bunu yaparken çok fazla boş alan bırakacağını anlatan değerlendirmeler okuduk.
Evet senaryo belliydi. Fenerbahçe saldıracaktı. Önemli olan bunu tam sahada yapmak ve rakibe boş alan bırakmamaktı.
Dün hazırlık maçları dahil, bu sezon en iyi Fenerbahçe'yi izledim ilk yarı. Sadece taktik ve disiplin açısından değil, coşku ve inanç açısından da çok güçlü bir karakter koydu Fenerbahçe sahaya.
Sağdan, soldan, ortadan her yerden geliyorduk, rakibi bunaltmıştık, tek eksiğimiz goldü. Onun da er ya da geç geleceği çok belliydi ama öyle bir şey oldu ki hepimiz şok yaşadık.
Hiç aklımıza gelmeyecek iş, başımıza geldi. Fenerbahçe atağını savuştururken top Feyenoordlu oyununun koluna çarptı. Ama top Fenerbahçe'de kaldığı için hakem devam ettirdi.
Fenerbahçe yarı sahasına açılan topu almak için kalesini terk eden İrfan Can Eğribayat da hiçbir baskı yokken işgüzarlık yapıp, topu eliyle tuttu.
Kardeşim madem hakemin oyunu durdurduğundan emin değilsin, risk alma. Haliyle hakem ceza sahası dışında kaleci topu elle tuttuğu için serbest atış kararı verdi.
O atıştan da Feyenoord golü buldu. Evet biz şok olmuştuk. Ama Fenerbahçeli oyuncular santrayla birlikte aynı inanç ve kararlılıkla saldırmaya devam etti.
İlk yarının son 5 dakikasında Brown ve Duran'la da golleri buldu. Soyunma odasına maçı uzatacak bir skorla gitmek kuşkusuz ikinci yarı için bizim adımıza en iyi senaryoydu.

3