Biz duygu insanıyız; sadece teknikle, taktikle başarılı olamayız. Maçtan önce çalan Mehter Marşı tribünleri ateşliyor ama sahaya çıkan takımda Mehter ruhundan eser yok.
Yan pas, geri pas; "En iyi skor 0-0'dır" mantığıyla top çeviriyoruz. Dünya Kupası'na gidemeyen ve A Ligi'ne kendi sahasında Belçika yenilgisiyle başlayan İtalyanlar, bizde eksik olan ruh haliyle sahada. Önde basıyorlar, ısırıyorlar; ikili mücadelelerde inatçı ve dirençliler...
Ön alanda ve orta sahadaki baskılarıyla Bizim Çocuklar'ı kilitliyorlar. Arda üzerinden oyunu yönetme dışında B planı olmayan Millî Takım bocalıyor.
Zaten yediğimiz goller de bu zihinsel dağınıklığın eseri. Kornerden gelen topu Zeki ıskalıyor, arkadaşları seyrediyor, Bastoni kolayca golü atıyor. Sonra ikincisi, sonra üçüncüsü... Yedikçe dağılıyor, dağıldıkça yiyoruz.
Haliyle tribünlerden de isyan çığlıkları yükseliyor. İlk yarı sonunda soyunma odasına ıslık sesleriyle giden Millî Takım'ın tünele girerken çaresizliği, umutsuzluğu ve bezginliği yüzünden okunuyor. kinci yarıya üç değişiklik ve golle başladık.
Bundan daha iyisi olamazdı. Bu kıvılcımı yangına çevirmek için şartlar hazırdı ama öyle bir hata yapıyoruz ki skor 4-1 olunca yeniden karamsarlığa gömülüyoruz. Barış Alper'in ofsayt gerekçesiyle iptal edilen golü de bu umutsuzluğumuzu perçinliyor.
Sonra İtalya oyunu rölantiye alıp zamana oynamaya ve galibiyeti korumaya çalıştı. Dün bir kez daha gördük ki anlık iyi hâl, hastanın ayağa kalkması için yeterli değil.

16