Daha önce de yazdım. Takım değerine bakıp Fenerbahçe'yi favori göstermek çok isabetli ve sağlıklı olmaz. Artık futbol sadece yıldızlarla kazanılan bir oyun değil; takım disiplini ve makine düzeninde işleyen ekipler her zaman sürpriz yapabilir.
Fenerbahçe'nin ilk maçta 1-0 kazanması ve rakibinden 15 kat daha değerli olması bu gerçeği değiştirmiyor. Maçtan önce Polonya basınından takip ettiğim kadarıyla rakip, tek gollü mağlubiyeti çok da altından kalkılamaz bir skor olarak görmüyordu. "90 dakikada en azından 1-0'ı yakalar, sonra ev sahibi olma avantajıyla uzatmalarda, gerekirse penaltılarda tur için şansımızı zorlarız" düşüncesi vardı.
Fenerbahçe, sezon öncesi seçim yapmasının ve transfere hazırlıksız yakalanmanın sıkıntısını çekiyor. Hâlâ bir golcü yok. Sakatlanan Vedat Muriqi'nin alternatifi de yok. Hakkını yemeyeyim, Kerem Aktürkoğlu dün çok çalışkandı; ileriye gitti, geriye geldi, varını yoğunu ortaya koydu.
Ama maçın en kritik anında, skoru 2-0 yapacakken acemice pozisyonu harcadı. Zaten dönen topta da Gornik beraberlik golünü attı. Açıkçası Fenerbahçe, Talisca'nın penaltısıyla öne geçmiş olsa da çok iyi oynamıyordu.
Mert'in yaptığı yüzde yüzlük kurtarışlar olmasa ilk yarıyı geride bile kapatabilirdi. Soyunma odasına 1-1'le gidip ilk maçtaki skorun avantajını koruyor olsa da ikinci yarı için İsmail Kartal'ın bir şeyler yapması gerektiği aşikârdı. Zira sahadaki futbol çok da umut vermiyordu.

28