Sıkı Tutunun

Herhalde son yılların en çekişmeli, en çelişkili, en rekabetçi ligi başlıyor desek yanlış olmaz. Yaklaşık 98 yılından bu yana ne izlediğimi, bu ligde ne olduğunu hatırlarım, 4 büyük takımın da bu denli şampiyonluk adayı olduğu bir sezon hatırlamıyorum. Galatasaray taraftarlarının durumu biraz daha farklı çünkü yönetim adeta bir camianın 4 senedir getirdiği tüm özgüveni, tüm havayı yerle bir etti desek yeridir. Ama işte istikrar var, Okan Buruk var, Osimhen var...Fenerbahçe ise 2000'li yılları anımsatan Aziz Yıldırım hamleleri ve havasıyla, yapılan transferlerle, belki de hiç olmadığı kadar umutlu. Beşiktaş bence pahalı ama çok iyi bir hoca ile yola çıkıyor ve hem büyük, kaliteli isimleri barındıran bir takım oluşturdu, hem de eğer hocayla takımın uyumu devam ederse, bir "hoca takımı" olacaklarını şimdiden belli ettiler. Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim, 26 yaşında bir Vlahovic eğer tutarsa, Osimhen etkisi yaratabilir. Burada aklı fikri ne kadar futbolda olacak göreceğiz, ligin de kaderini belki de bu belirleyecek. Trossard, Orkun ve alınacak 2-3 oyuncu, Beşiktaş ligde başka takımlar çok dert açacaktır. Trabzonspor da Premier Lig tarihinin en büyük isimlerden birini, Salah'ı getirdi, hocasıyla devam ediyor, takıma iyi takviyeler yapıldı, kayıplar da oldu ama yaptıkları hamleler tutarsa, taraftarına neden olmasın dedirtiyor. Zaten Salah'ı alıyorsanız, şampiyonluk hedefi koymak zorundasınız.

Şampiyonluk Oranları & Anthony Taylor

Dün şampiyonluk oranları açıklandı ama bence durumu gerçek anlamda ortaya koymuyor. Futbol tabii ki değişken, bir sürü parametre var, mesela Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligi'ne kalıp kalmaması çok şeyi değiştirir. Ya da Trabzon'un Avrupa Ligi değil de Konferans Ligi oynaması, aynı şekilde Beşiktaş'ın da hangi ligde oynayacağı etkiler. Fakat bir gerçek var ki, 4 büyük camia da gözünü şampiyonluğa dikmiş durumda. Tüm bu kalite bolluğunun tadını çıkardığımız, birbirimizi yemediğimiz bir lig izleriz diyeceğim ama pek umudum yok. Federasyon enteresan bir şekilde kendinden beklenmeyecek bir karara imza atarak, Anthony Taylor'ı ikna ederek tabiri caizse hakemliğin başına getirdi. Sonuçlarını hemen hisseder miyiz bilmiyorum ama umarım dostlar alışverişte görsün işlerinden biri değildir ve yetkisi bol, etkisi bol bir Anthony Taylor hissederiz Türk futbolunda.

Hem İletişimde Hem Yönetimsel Olarak Ayağına Sıkmak

Galatasaray yönetimi ya müthiş bir kibrin ya da inanılmaz bir liyakatsizliğin içinde... Bu yaz döneminin akılla, mantıkla açıklanabilir bir tarafını ben göremiyorum. Bu kadar kötü iletişim, bu kadar kötü süreç yönetimi uzun zamandır kulüplerde gördüğümüzü hatırlamıyorum. Yani kötü bile demek zor, çünkü ortada ne bir iletişim ne de bir yönetme niyeti var. Soru alınmayan basın toplantıları, hazırlık maçı sonralarında sürekli transfer telkini yapan bir hoca, ruhsuz, enerjisi düşük oyuncu grubu, galibiyetlerde, kutlamalarda en önde gözüken ama idare edilmesi gereken durumlarda ortadan kaybolan yöneticiler ve en problemlisi bence, süreci yanlış okuyan bir başkan. Dursun Özbek Galatasaray'ı 4 sene üst üste şampiyon yapan ikinci başkandır ve adı tarihe elbette yazılmıştır. Ancak...Bu süreci doğru okuyamazsanız, Ağustos'un 12'sinde, taraftarınıza 5.şampiyonluğunuzu en çok sizin istediğinizi açıklamak zorunda kalırsınız. Bu çok hazin ve üzücü bir durumdur. İnsanların neden tepki gösterdiğini anlamamak, algılayamamak ya da en azından öyleymiş gibi yapmak da bir o kadar hazindir. Son dakika yapılan transferlerin daha önce tutması bir plan değil, şanstır diyememek, geçen sene aslında şampiyonluğu rakibine ikram ettiğini ancak rakibinin bunu alamadığını idrak edememek, rakiplerin 4 senelik seriyi bitirmek için hiç olmadığı kadar güçleneceğini ve çaba sarf edeceğini düşünememek ve ne olursa olsun, ligi bitirdiğin kadroyla, bir sonraki sezonun ilk maçına çıkmak, kaçınılmaz sonun habercileridir...Bugünden sonra Galatasaray mutlaka transfer yapacaktır, 3-4 tane isim oyuncu getirecektir ancak bunlar tutarsa yine şans, yine Okan Buruk'un sahadaki başarısı, yine rakiplerin yetersizliği ile alakalı olacaktır, planla ve programla değil. İnsanların da isyanı, bu kadar ekonomik gelirin içinde, bu rakamların havasının atıldığı yerde, en azından bir plan, bir program görememektir.