Lafı eveleyip gevelemenin hiç anlamı yok. Türk Milli Takımlar tarihinin açık ara en rezil sonucudur. Ne "Çek bir Letonya" ile, ne devasa beklentilerle gidilen, polemiklerle dolu Euro 2016, hiçbiri, Paraguay ve Avustralyaya gol atamadan, iki maçta da yenilerek elenmenin önüne geçemez. Tam 48 takımın yer aldığı 12 tane 3.sıra takımının 8'inin son 32'ye kalacağı bir Dünya Kupası'nda, son maçlar öncesi elenmenin izahını da nasiple kısmetle yapmaya kalkmak da bu rezilliğin ağırlığını azaltmadığı gibi arttırır da. Bu zamana kadar verdiğiniz emeklerin karşılığı olarak aldığınız maaşı yeterli görmeyip tazminat bekliyor olabilirsiniz ama Milli Takım performans yeridir, kusura bakmayın Montella hocam Euro 2024'te haksızlığa uğradığınızı düşünsem de, şu anda bir o kadar az tepki gördüğünüzü düşünüyorum. Olmayınca, olmuyor demek, elimizden geleni yaptık demek Türk halkının aklıyla alay etmektir. Sonuçlar ayrı, açıklamalar ayrı gönderilme sebebi, umarım Amerika dönüşüne kalmadan hatta maçına kalmadan bu konuyu geride bırakırız. Oyuncu tercihleri, taktiksel tercihler de en az sonuçlar kadar tartışılabilir ama özellikle maç sonu açıklamalarıyla çizgi aşılmıştır.
Hesabı ilk kimin ödeyeceği belli de, sonra kim, kimlerin ödeyeceğine zaman karar verir. Kimler öder nasıl olur bilmiyorum ama çok kişinin sırada olduğuna eminim. Bugün bu kadar tepkinin, kızgınlığın sebebi de beklentilerle alakalı. Sonuçta bir şok etkisi yaratmıştır şu iki maç, bunun en üzücü kısmı ise böyle sonuçların tekrar önümüze gelecek olması. Çünkü Türkiye'de çok uzun süredir bilgi, liyakat, tecrübe gibi değerler yerine, kimin ne kadar bir "şey" olduğu, kimin kimden ne kadar "daha" çok bir şey olduğu gibi konular daha önemli daha değerli.
Maçı kaliteli, düzgün bir şekilde yayınlayabildik mi, düzgün anlatabildik mi, turnuva öncesi marşta, şarkıda, reklamda anlaşabildik mi ki "biz" bir şeyler başaralım diye bekledik. Turnuva öncesinde, sırasında kimin daha Türk olduğuyla, kimin ülkesini daha çok sevdiğiyle, kimin sırtlan kimin çakal olduğuyla uğraşırsan, içimizdeki değerlerle kritik maç öncesinde çok alakasız ve yanlış bir şekilde sataşırsan, ne olacaktı Ya da günümüzde her sporcunun, politikacının, sanatçının yani göz önünde olan her insanın yaşadığı sosyal medya söylemlerini ciddiye alırsan, sonra da topa konsantre olmak yerine, o eleştirdiğin dijital mecralarda içerik üretip, top peşinde değil reklam ve etkileşim peşimde koşarsan ne olacaktı Bunların hepsi kocaman bir bütün, ülkeden eleştiri kültürünün ve hesap verme refleksinin yok olmasının sadece göz önünde olan bir sonucunu izledik bu sabah.

35