Bir Garip İstifa

Her yerde yazıldı çizildi ama malum olanı söylemek bazen gerekir; istifa tek taraflı bir süreçtir. İstifa konusunda ülkemiz maalesef konuyu sadece sporda değil her alanda çok yanlış anlamış durumda. Mesuliyet üzerine istifa edenler bir elin parmaklarını geçmezken, bunu yapmaya çalışan kişiler bile bunu yapamıyor artık. Naçizane çok doğru bir kararla, kendi adına en doğru zamanda istifasını veren İsmail Kartal, bir daha gelmemek üzerine gidiyorum dedikten sonra yaklaşık 24 saat içerisinde görevinin başına geri döndü. En doğru zaman diyorum çünkü İsmail Kartal tüm eleştirilere rağmen 18 sene sonra Fenerbahçe'yi Şampiyonlar Ligi'ne taşıdı fakat belli ki bunun önemini ve desteğini yönetimden ve özellikle Fenerbahçe kamuoyundan göremedi. Tabii Beşiktaş derbisi de bunda bir etken. Gerçekten iyi bir fenerli olarak, yolun sonunda ışık göremeyip istifa etmesi bence değerli bir hareketti. Eminim ki Aziz Yıldırım da kendi açısından doğru olanı yaptığını düşünüyordur ama Fenerbahçe yönetimi ve başkanı, en olmayacak yerde, en yüksek telden bir risk aldı. Artık bu saatten sonra Fenerbahçe'nin olası başarısız sonuçlarda ne aksiyon alacağı, futbolcuların bu istifa üzerine geri dönüşe nasıl tepki vereceği, Fenerbahçe'nin Avrupa ve ligde alacağı sonuçların baskı yönü gibi birçok belirsiz soru ve konu oluştu. Baskı konusunda ise artık top tamamen Aziz Yıldırım ve yönetimde gibi gözüküyor. Çünkü şöyle bir algı ister istemez oluştu, İsmail Kartal aslında bırakmıştı ve yapamayacağını kabul etmişti ve bu yönetim zorla tuttu...Fenerbahçe'nin bugün çok kritik bir maça çıkıyor, İsmail Kartal'ın vücut dilinden, oyuncuların iştahına, maçın sonucundan, sonraki açıklamalara kadar çok kritik bir akşam var Fenerbahçe'nin önünde, sezon belirleyecek cinsten desek yanlış olmaz...

Mütevazi Olmak ve Ego Yapmak Arasındaki İnce Çizgi

Okan Buruk'u bugüne kadar iletişim açısından en çok eleştirenler birisi olarak, sezon başından bu yana yönetim zafiyeti sebepli, Galatasaray'da çok büyük bir açığı kapattığını belirtmiştim. Maalesef Galatarasay yönetiminde bir iletişim derdi, çabası, yetkilisi olmadığı için tüm sorumluluk Okan Buruk'a kalmış vaziyette. Bu hem Okan hocaya bir yük hem de bazen Okan hocayı manasız zor durumlara sokabilir diye de uyarmıştık. Açıkçası dünkü maç sonrası benzer bir durum yaşandı diye düşünüyorum. Sporting maçında olanlar ortada, hakeme tabi ki tepki gösterebilirsiniz, ancak Şampiyonlar Ligi gibi bir organizasyonun içinde yer alırken bir hakeme, ne yaparsa yapsın, dingil diyemezsiniz, ima edemezsiniz, hakemliğini bitirirdim gibi açıklamalarda bulunamazsınız. Mutlaka not edilmiştir ve etkisi görülecektir. Ancak bu açıklamayı yaparken Okan Buruk'u da anlıyorum, belli ki çok sinirlenmiş, haklı olarak çok dert etmiş ama bir yöneticinin Sporting maçından sonra maçı genel ele alan detaylı bir açıklama yapmadığı için, konunun sorumluluğunu hissetmesini tabi ki de anlıyorum. Okan Buruk'un önünde çok zorlu bir lig, çok zorlu bir Şampiyonlar Ligi var, bunlarla uğraşmaması lazım ama yönetim de hiç bu konuda bir dert edinmiş gibi durmuyor. Bunun bedelleri, hem mental yıpranma hem de Galatasaray'a zarar verecek açıklamaların ortaya çıkmasıyla, bol bol görülecektir.

THY x Liverpool

Türk Hava Yolları'nın Liverpool'a sponsor olması çok yankı buldu ve tartışıldı. Açıkçası hayretle takip ettim. Türk Hava Yolları milli bir değerdir, hele de bu topraklardan çıkan marka azlığını düşünürsek çok büyük önem arz etmektedir. Ancak Türk Hava Yolları'nın Türk futbolunu desteklemek gibi bir sorumluluğu yoktur. Türk Hava Yolları, havayolları arasında liderliği oynayan, çoğu zaman da birçok kategoride lider olan global bir markadır. Kendi içinde birbirini yiyen, zeminini, altyapılarını, hakemlerini doğru düzgün ortaya koyamayan, standarttan uzak, sürekli değişen kurallarla yönetilen ve sadece nefret dili üzerinden prim yapan Türk futbolu yerine, yaklaşık 400-450 milyon taraftar kitlesine sahip, dünyada hedeflediği nokta için ulaşabileceği müşterilere aracılık edebilecek bir markaya, Liverpool'a sponsor olması kadar doğal bir şey yoktur. Yıllardır sürdürülen global pazarlama vizyonunun değerli bir ayağı olarak görüyor ve kendilerini bu karardan ötürü kutluyorum.