Vincenzo'lardan Montella

Vincenzo İtaliano şu günlerde başta Beşiktaşlılar olmak üzere pek çok futbolseverin sevgilisi. Adaşı ve vatandaşı Vincenzo Montella ise Dünya Kupası'ndan beri adeta "refüze" oldu. Aslına bakılırsa yakın geçmişte önemli başarılara imza attığında bile sert eleştiriler aldığını görmüştük. Başta takımını santraforsuz oynatma tercihi ve kadroya aldığı veya almadığı oyuncular üzerinden çok eleştirildi Montella. Bu eleştirilerde yine kulüpçülük önceliğiyle kafasındaki teknik adamı o koltuğa yakıştıran medya gücünün etkisi büyüktü. Montella'nın Türk milli takımının başında çıktığı 36 maçta 21 galibiyet,5 beraberlik ile 1,90 puan ortalaması elde etmesi hiç de fena bir istatistik değil. Görevi Stefan Kuntz'dan devraldığı dönemi çok çabuk unuttuk gibi geliyor bana. Elbette Montella'nın da eleştirilebilecek yönleri var. Özellikle Samet Akaydın, Çağlar Söyüncü, Kaan Ayhan ve Yusuf Sarı gibi oyuncuları ısrarla tercih etmesini hiç anlayamamışımdır. Bu hiç katılmasam da "milli takım oyuncusu" kavramıyla açıklanabilir. Bana göre sabit fikirdir, o ayrı. Her şeye rağmen Montella geçmişteki kredisiyle yeni bir başlangıcı hak ediyordu. Uluslar Ligi serüveni, "Beyaz bir sayfa mı açacak, yoksa aynı sayfaya yazmaya devam mı edecek" sorusunun cevabını gösterecek. Bu cevap onun da kaderini belirleyecektir.

ÇOCUKLAR "BİZİM" İSE SAHİP ÇIKALIM


Bizim Çocuklar" mottosu içi boş bir söylem mi Milliyetçilik duygusunu öne çıkaran, başarılarla yoğrulmuş, aidiyeti ve sahip çıkmayı ifade eden sıcacık bir slogan değil mi Ama son zamanlarda "kulüpçülük" milli takım duygusunun bile önüne çıkmaya başladığı için fırsatı bulunca acımasızca eleştirmek, hatta itibarsızlaştırmak mübah oldu. Oysa elimizde son derece potansiyelli bir milli takım var. Arda Güler, Kenan Yıldız ve Can Uzun yirmili yaşlarının baharında süper yetenekler. Orkun'dan Hakan'a, Uğurcan'dan İsmail'e kadar son derece önemli oyuncularımız var. Evet, Dünya Kupası bizim açımızdan iyi geçmedi. İyi de C liginde debelendiğimiz günleri ne çabuk unuttuk! Avrupa'da çeyrek final oynayan yine bu çocuklar değil miydi Önemli olan milli takımımızın her büyük organizasyona katılma istikrarını gösterebilmesidir. Bunu mutlaka başarmalıyız. Federasyonlar, teknik adamlar gelir gider ama bu çocuklar iyi bir jenerasyon ve desteği hak ediyorlar. Birkaç doğru dokunuşla çok daha fazlasını başarabiliriz. Uluslar Ligi ile başlayan yeni dönemde bu gerçekleri aklımızdan çıkarmayalım. Rakipler Fransa, İtalya, Belçika diye B "fırsat bu fırsat" demeyelim!