Vaatler ve gerçekler

Açıkçası son seçimde Aziz Yıldırım tercihi Fenerbahçe açısından çok daha doğru görünüyordu. Hakan Safi yanlış isim olduğu için değil, sadece bir yıllık süre varken, Aziz Yıldırım'ın büyük tecrübesiyle bu geçiş dönemindeki başarı ihtimali daha yüksek göründüğü için... Hal böyleyken Aziz başkan teknik direktör krizi ile yola başladı. Aykut Kocaman isminden bir günde İsmail Kartal'a dönüldü. Gerekçeleri için "doğrudur, yanlıştır" demiyorum. "Şeklen yanlış oldu" diyorum. Ardından transfer çalışmaları başladı. Hemen herkese bir şeylerin yarım kaldığını düşündüren bir transfer süreci yaşandı. Hele Talisca'nın gönderilmesi iyice tuzu biberi oldu. Ve saha içi... Lig kötü başladı. İnişli çıkışlı bir performans sergilendi. Şampiyonlar Ligi'ne katılmak önemli bir başarı olsa da lig sonuçları bu başarıyı gölgeledi. Peşi sıra İsmail Kartal'ın "garip" istifa kararı geldi. O bölümde başkan bir hata daha yaptı. Gidene, kal dedi. Divan Kurulu'nda yaptığı açıklamalar yeni yaralar açtı. Sonrası, Aston Villa kâbusu, derbi yenilgisi ve İsmail Kartal ile ayrılık kararı alınması... Kuyt ile geçiş dönemi fikri de Kartal ile devam etmek kadar yanlıştı. Hele üç maçlık görev süresi takvimi, ne kadar hazırlıksız olunduğunun kanıtı gibiydi. Ezcümle, Aziz başkan fazlasıyla geçmişe takılmış bir görüntü sergileyerek, günümüzün gerçeklerinden kopuk bir icraat sergiledi. Mali tablo, taşınmazlar vs. konusundaki tespitleri ve çabaları ne kadar yerindeyse, futbol takımı ile ilgili planlamalar o kadar kötü oldu. İlk düğme yanlış iliklenince gerisi de yanlış geldi. Bundan sonrası mı Artık şampiyonluk ihtimalinin çok düşük olduğu ortada. Ama başkan kendi adına hala iyi bir final yapabilme şansına sahip. Bir şekilde yarışa tutunmak, Türkiye kupasını almak ve ortalığı toparlamak hala mümkün. Saha dışında da doğru icraatlar yapılırsa, Haziran ayına bugünden daha iyi bir Fenerbahçe bırakılır.

RAKİBİ KENDİSİ

Galatasaray son dört yılın şampiyonu apoletiyle ilk on haftayı yine rakiplerinin önünde lider tamamladı. Avrupa'da ilk yirmi dört ihtimali de güçlü. Son Konya deplasmanının 60. dakikasında skor 4-0 olunca beş değişiklik yapmak Lig mücadelesine adeta hazırlık maçı havası getirdi. Bu değişiklikler rakiplere, "ben bu ligin üzerindeyim" mesajı vermekti! Saha içinde hal böyleyken saha dışında patlak veren kriz, dertsiz başa dert açmaktan başka ne anlama gelebilir ki Evet, Galatasaray yine kendi huzurunu bozdu, kendi kendine sorun çıkardı. Metin Öztürk ve Abdullah Kavukçu arasında yaşananların izahı yok. Şu ortamda böylesine kaotik bir olaya yol açmak akıl alır gibi değil. Maalesef hemen her konuda akil çözümler üreten Dursun Başkan, bu krizi çözmekte ağır davranmış gözüküyor. Galatasaray'ın saha içindeki yönetimi ile saha dışındaki yönetimi arasındaki en belirgin fark birlik, beraberlik ve takım ruhu oluşturma konusunda ortaya çıkıyor. Saha içindeki takımdaşlık, saha dışında taht oyunlarına dönüşünce huzur kaçıyor, düzen bozuluyor. Şu anda yapılacak en önemli iş, futbol takımını bu krizin dışında tutabilmek! Aksi halde ödenecek bedel çok ağır olur.