Kaos

"Kaos" kelime anlamı olarak; düzenden yoksun, uyumsuz ve karmakarışık olma durumu, kargaşa diye geçiyor. Futbol coğrafyamız için daha uygun bir kelime düşünemiyorum. Dört büyük kulüp başkanının "futbolda kardeşlik iklimi"ni ön plana çıkarma amaçlı toplantısından iki hafta sonra Galatasaray ve Beşiktaş'ın başrolde olduğu demeç savaşı başka nasıl açıklanabilir Hemen her maçtan sonra hakem hataları üzerinden yaşanan kavgalar, kulüp resmi hesaplarının bir futbol holiganı misali paylaştığı video ve açıklamalar bizi nereye taşıyabilir Medyamızın ve eski futbolcuların özellikle youtube yayınlarıyla birlikte iyiden iyiye fanatizme alet olması, Sosyal medya trollerinin algı oyunları derken geniş taraftar kitleleri kavga kültürünün parçası olup birbirlerine azılı düşman gibi bakmaya başladı. Ülke içeriden ve dışarıdan düşmanlarla çevrilmişken futbol üzerinden ayrışacak kadar gaflet içine düşmek nasıl açıklanabilir Hayatı sadece futbol üzerinden okumaya çalışmak ne yazık! Ne yazık tek derdi futbol üzerinden nemalanmak olanlara. Ne söylenebilir ki Cemal Süreyya misali, "Bazen diyorum ne olacak, söyle gitsin. Sonra bakıyorum, söyleyince ne olacak Sus bitsin!

GENÇ HAKEMLER

Trabzonspor- Fenerbahçe maçına 26 yaşındaki hakem Oğuzhan Çakır'ın ataması MHK'nin genç hakemlere görev verme uygulamasının somut karşılığı oldu. Cesur ama riskli bir karar. Dört büyükler "Genç olsun, hata yapsın ama kafasında tilki dolaşmasın" demiyor mu İşte, genç ve potansiyelli bir hakem. Doğal olarak kariyerinde hiç büyük maç yok. Bu sezon biri Galatasaray maçı olmak üzere altı karşılaşma yönetmiş. Zaten bütün Süper lig kariyeri 12 maç! Hayatında hiç Fenerbahçe ve Trabzonspor maçında düdük çalmamış. Pürü, pak. Ama omuzlarına çok ağır bir yük bindi. Bu seviyede bir mücadelenin ağırlığını kaldırması çok güç. Tek avantajı yıpranmamış olması. Elbette maç onu zorlayacak, muhtemeldir ki hatalar da yapacak. Ama kulüplerin tavrı, açıklamaları gibi olursa "hata yaptı" deyip geçecekler. Federasyon da "siz istediniz, biz de yaptık. Hata olabilir ama art niyet yok" diyecek. Açıkçası ben her zaman yaşa değil, liyakate önem vermekten yanayım. Kriterim yaş, kimlik vb. şeyler değil, bir işte "iyi ya da kötü" olmaktır. Ancak görünen o ki hakem problemimiz bu seviyeyi aşmış. Öyleyse dost-ahbap işi değil, liyakatiyle ön plana çıkan, yıpranmamış hakemlerle yeni bir başlangıç yapmak ve geçiş sürecini az zararla atlatmak durumundayız. Bu süreçte VAR'a önemli görev düşecek. VAR'daki uygulamalar, genç hakemleri sahada rahatlatmak zorunda. Önümüzde sıkıntılı bir dönem var. Basiret, sabır ve biraz da şans gerekli.