Ender fikirler

DOKUNULMAZ

Malumunuz olduğu üzere Jose Mourinho geçtiğimiz haftalarda, "Türkiye'de futbolu öğreniyor olmak benim için ayrıcalık. Teknik direktör olmaya çalışıyorum. Buna minnettarım" diyerek hepimizi üstü kapalı paylamış ve kariyerinin verdiği ayrıcalıkla "dokunulmazlığını" ilan etmişti. Portekizliye dokunulmazlık vermesine verelim de, bu tercihler ile maçların ilk devrelerini boşa harcayarak işin sonu nereye varacak merak ediyorum İşte, Rize maçı. Mourinho, ikisi Aralık ayından beri maça çıkmayan, takımla doğru düzgün antrenman yapmamış, üç "benzemez" oyuncudan oluşan stoper dizilişiyle ne amaçlamış olabilir Levent'e ve kötü günündeki Kostiç'e tahammül etmek, Oğuz'u kafasını allak bullak edecek şekilde üç ayrı bölgede oynatmak da cabası. Bakın, "öyle değil, böyle olur" falan diye ahkâm kesecek değilim. Sadece anlamaya çalışıyorum. Sahi, siz ne anladınız

SİL BAŞTAN
Ne güzel şarkıdır o! Şebnem Ferah söylüyor hani. "Sil baştan başlamak gerek bazen Hayatı sıfırlamak". Şimdi bu şarkı nereden çıktı dediğinizi duyar gibiyim. Nereden çıkacak Bizim anlı şanlı büyük takımlarımızdan çıktı. İşte takımlarımız devre arası falan demeden kadrolarını adeta "sil baştan" sıfırlıyorlar. Fenerbahçe savunmasını iki stoper ve bir sağ bek ile sil baştan yenilemedi mi Galatasaray daha sezon başında ezeli rakibine çalım atarak aldığı Batshuayi 'yi gönderip, Morata ile sil baştan yapmadı mı Beş yıl önce gönderdiği Lemina'yı geri almıyor mu Jelert ve Jakobs sezon başı alınmışken bek transferi gündemde değil mi Beşiktaş geçen ara transferde tonla para verdiği Musrati 'yi göndermedi mi Yerine yeni orta saha bakmıyor mu Trabzonspor Enis Bardhi 'yi tutmak için Trezeguet gibi adamı göndermişken, şimdi Bardhi 'yi yollamadı mı Bakın eğer bu kadar savruk işi her hangi bir profesyonel mesleği icra ederken yapsanız "bu ne laubalilik" diyerek kapının önüne koyulursunuz. Ama futbolumuz böyle yönetiliyor. Paralar fütursuzca saçılıyor. Kimin ne kadar nemalandığı meçhul. Sonra "kadro mühendisliği" gibi süslü kelimelerle futbolumuzu anlatmaya çalışıyoruz. Hadi canım, sizde!


NE BİTMEZ DERDİMİZ 'VAR'
Ne bitmez derdimiz VAR'mış dostlar! Yabancı VAR geldi polemikler yine sona ermedi. Sözde yabancı VAR'ı bütün kulüpler istemişti! Başından beri yerli ya da yabancı değil, iyi ya da kötü hakem var diyordum. Ama bugün geldiğimiz noktada hakemlik müesesesine duyulan güven o kadar azaldı ki değil yabancı VAR, yabancı hakem de gelse ses çıkartacak halimiz kalmadı. Kafasında tilkiler dolaşan, ürkek ve temel futbol bilgisi eksik hakem grubuyla bu kadar oluyor. Hele o yardımcı hakemlerin hali ne öyle G.Antep-G. Saray maçında gördük. Adam kırmızı kartlık darbeyi görüp, yüzünü ekşitmiş. Ama sadece göstermelik "yardımcı" olmaya devam edip susuyor. En azından elin hakemi, futbolumuza bizim baktığımız gözlükle bakmadığı için kendi bilgileri çerçevesinde iyi ya da kötü bir karar veriyor. Kafalarında tilkiler dolaşmıyor. Oysa bizim kafamızdaki tilkiler hiç eksik olmadığı için yabancı VAR'ı da kendimize benzetmeye çalışıyoruz. Aslında sebep basit. Gelecek maçlar için pozisyon almak! Camiaları konsolide etmek. Futbol kamuoyunda algı yaratmak. Siz bakmayın karşılıklı atışmalara, kimsenin derdi futbol falan değil. Makyavel bizim "büyüklerin" yanında yaya kalır. Bizde uzun zamandır kazanmak için her yol mubah oldu.