Yerli karar

Türkiye son yirmi yılda savunma sanayi alanında sessiz ama son derece derin bir dönüşüm gerçekleştirdi. Bir zamanlar ordusunun ihtiyaçlarının büyük bölümünü dışarıdan temin eden, kritik sistemlerde ise neredeyse tamamen ithalata bağımlı olan bir ülke konumundaydı. Şimdi tablo kökten değişmiş durumda. Türkiye, savunma alanındaki dışa bağımlılığı yüzde 80'ler seviyesinden yaklaşık yüzde 20'lere düşürerek kendi teknolojisini geliştiren bir üretim ekosistemi kurmayı başardı. Bu dönüşüm yalnızca birkaç projeden ibaret değil.

700'ün üzerinde yerli ve milli proje ile geniş bir savunma sanayi ağı oluşmuş durumda. Havada insansız hava araçlarından beşinci nesil savaş uçağına kadar uzanan projeler yürütülüyor. Karada modern tank sistemleri geliştiriliyor. Denizde ise milli gemi programları sayesinde Türkiye kendi savaş gemilerini tasarlayıp üretebilen ülkeler arasına girmiş durumda. Hava gücü tarafında Türkiye'nin en dikkat çekici başarısı insansız sistemlerde ortaya çıktı. Yerli SİHA teknolojileri yalnızca Türkiye'nin güvenlik doktrinini değiştirmekle kalmadı, aynı zamanda küresel askeri dengelerde de yeni bir tartışma başlattı. Bunun yanında geliştirilen yeni nesil savaş uçağı projesi, Türkiye'nin sadece kullanıcı değil aynı zamanda yüksek teknoloji üreticisi olma iddiasını ortaya koyuyor.

Kara kuvvetleri tarafında modern tank ve zırhlı araç projeleri, uzun yıllardır dışa bağımlı olan bir alanda stratejik bir kırılma yaratıyor. Bu projeler sadece askeri kapasiteyi artırmakla kalmıyor, aynı zamanda yerli mühendislik ve üretim kabiliyetini de büyütüyor. Deniz kuvvetleri tarafında ise milli gemi programları Türkiye'nin savunma vizyonunun en somut örneklerinden biri. Kendi savaş gemilerini tasarlayan, üreten ve geliştiren bir ülke olmak yalnızca askeri güç anlamına gelmiyor; aynı zamanda yüksek teknoloji, tersane altyapısı ve mühendislik birikimi anlamına geliyor. 40'a yakın gemi projesinin yapımı sürüyor. Bugün savunma sanayi projelerinin toplam hacmi 60 milyar doların üzerine çıkmış durumda.

Bu büyüklük yalnızca bir bütçe meselesi değil; aynı zamanda Türkiye'nin teknoloji ekosisteminin ne kadar genişlediğini de gösteriyor. İnsansız sistemler, hava savunma projeleri ve yeni nesil platformlar sayesinde Türkiye artık sadece kendi ihtiyaçlarını karşılayan bir ülke değil, aynı zamanda küresel bir aktör haline geliyor. Savunma sanayii aynı zamanda ekonomik bir kaldıraç işlevi görüyor. Bu alandaki yatırımlar yalnızca askeri teknoloji üretmiyor; elektronik, yazılım, yapay zeka, kompozit malzemeler ve havacılık gibi birçok sivil sektörü de besliyor. Yani ortaya çıkan tablo sadece bir güvenlik stratejisi değil, aynı zamanda bir teknoloji ve sanayi stratejisidir. Gelinen nokta, Türkiye'nin savunma alanında artık sadece dışarıya bakan bir ülke olmadığını açık biçimde gösteriyor. Sonuç olarak Türkiye savunma sanayiinde yeni bir eşik aşmış durumda. Dönüşüm yalnızca askeri bir başarı değil; aynı zamanda bir devletin teknoloji kapasitesini yeniden inşa etme hikâyesidir.

PARANTEZ

Japonya'nın 2 trilyon dolarlık dev emeklilik fonu GPIF'i yöneten Masataka Miyazono, emekli olduktan sonra Hulic adlı şirkette tarım danışmanı oldu. Eskiden trilyonlarca doları yönetirken şimdi sadece 3 kişilik bir ekibi var.