Türkiye havası

Avrupa savunma mimarisi sessiz ama derin bir kırılma yaşıyor. Bu korku nedeniyle Cuma günü Krakow'da E5 Savunma Bakanları toplantısı yapıldı. Toplantıya Fransa Savunma Bakanı Sebastien Lecornu, Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Polonya Savunma Bakanı Władysław Kamysz ve İngiltere Savunma Bakanı John Healey katıldı. Toplantının amacı ABD'ye olan askeri teknoloji bağımlılığını azaltmak için ortak İHA programı arayışı. Dört yıldır devam eden Rusya-Ukrayna savaşı, Avrupa'yı paniğe iterken klasik savaş doktrinlerini yerle bir etti.

İHA-SİHA DUVARI

Tankların, pahalı jetlerin ve ağır platformların yerini artık gökyüzünde sürü veya tek olarak dolaşan düşük maliyetli insansız hava araçları alıyor. Avrupa da "insansız hava aracı duvarı" gibi kavramları masaya yatırmak zorunda kaldı. Bu korkunun değil, geç kalmış bir farkındalığın göstergesi. Ancak toplantının perde arkasında konuşulan en kritik başlık, Avrupa'nın kendi eksikliği kadar başka bir ülkenin başarısıydı: Türkiye. Savunma bakanlarının çantasındaki raporlarının neredeyse tamamında Türkiye'nin İHA ve SİHA kabiliyetlerine özel bölüm ayrılması tesadüf değil. Çünkü bugün sahada test edilmiş, düşük maliyet-yüksek etki dengesi kurmuş sistemler söz konusu olduğunda, dünya savunma literatüründe Türkiye artık ayrı bir başlık olarak ele alınıyor. Bu durum Avrupa için stratejik bir umut da içeriyor. Çünkü Avrupa yıllardır milyarlarca euroluk projeler geliştirirken, Türkiye çok daha kısa sürede operasyonel ve etkin sistemler ortaya koydu.

STRATEJİK ÖRNEK

Üstelik sadece üretmekle kalmadı; konsept geliştirdi, doktrin oluşturdu ve sahada bunu kanıtladı. Toplantıda savunma bakanlarına sunulan teknik analizlerde özellikle şu soruya odaklanıldığı konuşuluyor: "Türkiye bu dönüşümü nasıl bu kadar hızlı başardı" Cevap aslında tek bir faktörde değil, bir stratejik zihniyet değişiminde saklı. Birincisi, uzun bürokratik süreçler yerine çevik savunma sanayii modeli. İkincisi, özel sektör ile devletin eş zamanlı hareket edebilmesi. Üçüncüsü ise sahadan beslenen teknoloji üretimi. Yani laboratuvarda değil, gerçek operasyonel ihtiyaçlara göre geliştirilen sistemler. Kendi insansız sistem ekosistemini sıfırdan kurmak mı, yoksa sahada kendini kanıtlamış modelleri referans almak mı Rusya korkusu nedeniyle Avrupa'nın bu dönüşümü hızlandırma çabası gecikmiş ama zorunlu bir hamle niteliğinde. Fakat asıl dikkat çekici olan ise bizimle ilgili. Türkiye'nin bu toplantıda resmi ortak olmasa bile teknik dosyaların içinde yer alan "stratejik örnek ülke" konumuna yükseldiği. Askeri güç dengesi açısından da çok önemli bir kırılmadır. Çünkü savunma dünyasında bir ülkenin adı tehdit raporlarında değil, referans raporlarında geçmeye başladığında, o ülkenin doktrin belirleyici bir aktör haline geldiğinin kanıtı. Avrupa şimdi gökyüzüne bir "insansız hava aracı duvarı" kurmayı tartışıyor.

PARADİGMA DEĞİŞTİ

Türkiye ise yıllar önce o gökyüzünde yeni savaşın kurallarını yazmaya başlamıştı. Ve görünen o ki, Avrupa'nın yeni savunma arayışı sadece ABD'ye bağımlılığı azaltma meselesi değil. Bunu anlamak artık zor değil. Avrupa'nın yeni hayali ve hedefi sahada oyunun kurallarını değiştiren teknolojik aktörleri yakalama çabasıdır. Bu aktörlerin başında ise artık tartışmasız şekilde insansız sistemlerde paradigma değiştiren bir ülke geliyor. Burada artık mütevazi olmanın hiçbir anlamı yok. O ülke Türkiye...