HTTP/

Küresel dengelerin yeniden kurulduğu bir dönemde Türkiye yeni enerji ve güvenlik mimarisinin merkez ülkelerinden biri olarak öne çıkıyor.
Özellikle Hürmüz Boğazı çevresinde yükselen gerilim, enerji arz güvenliğini dünyanın en kritik başlıklarından biri haline getirirken;
Avrupa'dan gelen analizler dikkat çekici bir gerçeği ortaya koyuyor: Türkiye artık yalnızca bir geçiş ülkesi değil, stratejik bir güç merkezi.
Alman basınında yayımlanan analizlerde Türkiye'nin "Avrupa, Asya ve Orta Doğu arasında vazgeçilmez jeo-ekonomik düğüm noktası" haline geldiği gün aşırı haberlerde vurgulanıyor. Elbette bu değerlendirmeler sıradan bir diplomatik nezaket değil. Hızla değişen dünyanın soğuk jeopolitik hesabı. Çünkü enerji savaşlarının yaşandığı bir çağda boru hatlarını kontrol eden, lojistik koridorlarını yöneten ve güvenliği sağlayan ülkeler küresel güç olarak öne çıkacak.
Bugün Avrupa'nın en büyük korkularından biri enerji arzının kesintiye uğraması. Rusya-Ukrayna savaşıyla başlayan kırılma, Avrupa'ya enerji güvenliğinin sadece ekonomik değil aynı zamanda siyasi bir mesele olduğunu gösterdi. Şimdi Hürmüz merkezli kriz ihtimali, bu kaygıyı daha da büyütüyor. İşte tam bu noktada Türkiye devreye giriyor. Türkiye;
TANAP'tan TürkAkım'a, Irak-Türkiye Petrol Boru Hattı'ndan Doğu Akdeniz denklemlerine kadar uzanan geniş enerji ağının merkezinde.
Karadeniz gazı, nükleer enerji yatırımları ve LNG altyapısıyla birlikte artık yalnızca enerji taşıyan değil, enerji yöneten bir ülke. Alman analizlerinde kullanılan "enerji süper gücü" ifadesi tam da bu dönüşümün yansımasıdır.
Enerjinin dışında Avrupa'nın güvenlik mimarisi de Türkiye'siz kurulamıyor. Belçika Dışişleri Bakanı Maxime Prevot'un "Türkiye olmadan Avrupa güvenlik mimarisini konuşmanın anlamı yok" sözleri aslında Avrupa'nın yeni tanıştığı bir gerçek. Çünkü Türkiye; NATO'nun en güçlü ordularından birine sahip, Karadeniz'den Orta Doğu'ya kadar geniş bir hatta denge unsuru olan ve savunma sanayiinde büyük sıçrama gerçekleştiren bir ülke.
Bir dönem Türkiye'ye mesafeli yaklaşan Avrupa başkentleri bugün Ankara'nın stratejik önemini daha açık konuşuyor. Küresel güç mücadelesinde bu coğrafyayı yöneten ülke ise doğal olarak oyunun merkezine yerleşiyor.
Türkiye artık krizlerden etkilenen değil, krizlerin yönünü değiştirebilen bir ülke olarak görülüyor.
Hürmüz'de yaşanan gerilim enerji piyasalarını sarsarken, Ankara'nın diplomatik ve stratejik ağırlığı daha da artıyor.
Avrupa'nın enerji güvenliği, ticaret akışları ve savunma planları daha fazla Türkiye'ye bağlanıyor. Dün "köprü ülke" deniliyordu. Bugün ise ortaya çıkan tablo çok daha farklı: Türkiye artık sadece köprü değil; enerjinin, güvenliğin ve jeopolitiğin merkez üssü. Avrupa ülkelerin tamamı bu fikirde. Kimileri açık şekilde bu gerçeği söylüyor kimileri de kapılar ardında sessizce.